یارسان

« دين حقيقت و بينش ياري يك تفكر ايلياتي و عشيره‌اي نيست كه براي محاسبات آن راهكاري سنتي بدون دخيل دادن علم و هر آنچه كه در حوزه‌ي نظامنديِ كائنات تعريف دارد در نظر گرفته شود. در واقع هر چقدر كه اشراق و مفاهيم يك تفكر بالاتر باشد، مباحث و گفتمان مربوط به آن نيز تخصصي‌تر و مشكل‌تر مي نماياند. پس ما نمي‌بايست كه مفاهيم را به اندازه‌ي وجود خود پائين بكشيم تا كه به گونه‌اي گردد كه هيچگاه عزم جزم براي بالا كشيدن و سعي براي فهميدن در خود پيدا نكنيم.»

 

 

 

 

نوشته شده توسط ESRA DOĞAN TURAY دسته: مقالات
نمایش از 26 بهمن 1398 بازدید: 78

 

İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR, (GÜZ / AUTUMN ) ss ESRA DOĞAN TURAY Yrd. Doç. Dr., Artuklu Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi, İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı Öz Alevilik tarihinin kadim coğrafyası İran da bu düşünce İslam la Zerdüştilik, Maniheizm ve Mazdek gibi eski dinlerden etkilenmiş, kadın tasavvuru Hz.Fatıma kutsiyetinde kendini göstermiştir. Alevi kadınlar tarihin farklı evrelerinde bir takım baskı ve tebidlere maruz kalmış, bu tebidler Alevilerin yaşadığı tüm coğrafyalarda aynı şiddet ve aynı zamanda olmamıştır. Bu topluluklarda kadınlar cemi yöneten, kırklar ceminde ferraşlık yapan, nezr işlerini yürütenler olarak yer almışlardır. Ehl-i Hakların kurucu şahsiyetleri Heftvan anneleri ve nazarkerde dediğimiz şahsiyetler bu düşüncenin bağlılarınca mukaddes sayılmıştır. Bu kadınların hatırası yaşatılmış, virdleri dilden dile söylene gelmiştir. Yakın dönemlere kadar Baba Yadigâr ziyaretgâhı gibi kendilerini buralara adayarak riyazet çeken az sayıda Alevi kadın mevcutken, İran Inkılabından sonra bu kadınlardan eser kalmamıştır. Anahtar kelimeler: Ehl-i Hak, Sufi kadınlar, İran, Baba Yadigar ziyaretgahı, WOMEN IN IRAN S ALAWIS AND AHL-E HAQQ THE SELF-DENIAL OF KERMANSHAH BABA YADEGAR S WOMEN Abstract The Alawi beliefs in Iran, have been profoundly influenced by the history and geography of this country. The concept sacredness of woman in the old beliefs of Iran, such as Zoroastrianism, Maniheism and Mazdek, shows itself in Fatima s personality. In these communities, women were involved as rulers who ruled the ceremony of worship performed by various dervish orders (cem, kırklar cemi) and as chars in cleaning services (farrash) or as conductors in taking a vow (nazr) during the ceremony of the forties (kırklar cemi). Moreover, like Haftân mothers and nazarkarda figures, who are accepted by the founders of the Ahl-e Haqq communities, they are regarded sacred by their beliefs. But in the different stages of history Alawi women were subjected to a number of repressions and exile in different stages of history. There have been a few Alawite women who could uphold themselves by visiting the places of pilgrimage and devoting themselves to worship such as Baba Yadigâr visiting place, until recently. But after the Iranian Revolution these women couldn t have sustain their existence. Keywords: Ahl-e Haqq, Women Mystics, Iran, Baba Yadigâr visiting place

2 ESRA DOĞAN TURAY Giriş بشوی اوراق اگر هم در می ماند که علم عشق در دفتر نباشد Kalan sayfaları yıka gitsin... Çünkü aşk ilmi defterlerde kalmamalı GÜZ/ AUTUMN Bu makale tam da bu satırlardaki kabule binaen mevcut olan az sayıda kaynak bilgi ve belge ile kaleme alınmıştır. Zira bu gün şifahi geleneği benimseyen İran Aleviliği ezcümle kadın mefhumu hakkında geçirdiği tarihi süreç neticesinde sınırlı malumata sahibiz. Bu sebeple İran Aleviliğinin mukaddes metinlerinde bile sırlarla ifade edilen, sadece işaret ve imgelerle değinilen kadın ve kadına bakış mevzusu hakkında konuşmak takdir edileceği üzere beraberinde birçok soru ve belirsizlik getirecektir. Meselenin madudiyetine binaen bulabildiğimiz ipuçlarını burada, olduğu gibi irae etmeyi uygun gördük 2. Kürt/Lor, Türk ve Arap unsurlarından oluşan İran Alevilerinin çoğunluğunu Kürt ve Türk Alevileri oluşturur. Bu sebeple İran Aleviliği ile kast edilen daha çok Kürt ve Türk Alevileridir. Aryan ırkından gelen ve Kürtçe nin Sorani lehçesini konuşan Kakai Kürt Ehl-i Hakları 3 Karakoyunlu Türklerin yadigârı Azeri Türkçesi konuşan Gorani Ateşbeyi Alevileri 4 Irak lehçesi Arapçası konuşan Muşa şa i Arap Aleviler 5 İran coğrafyasında belki de Alevilik tarihinin en geniş ve en eski arka bahçesi sayılacak bir çeşitlilikle hayatlarını bu güne kadar idame ettirmişleridır. Kökenleri eski İran dinlerine dayanan bu inanışın şekil aldığı dönem Sultan Sahhak zamanıdır. Bu toplulukların yaşadıkları yerler günümüzde Batı İran ın Türkiye sınırına yakın bölgeleri olan Kürdistan ve Loristan, Kerend-Sahne-Kirmanşah başta olmak üzere, Pol-i Zihab, Horremabad, Güney Azerbaycan Tebriz, Ilıhçı ve 1 Derunmayehay-i Müşterek, s Dr.Muhammed Ali Sultani nin değerli desteği ile vücüda gelen bu makale dolayısıyla kendilerine derin teşekkürlerimi bildiririm yılında Irak- Berzenc de dünyaya gelen ve 1300 lü yılların sonunda Irak-Oraman-Perdiver de ölen Sultan Sahhak tarafından kurulan Alevi meşrebi. 4 Tahgig Der Mezheb-i ve Tarige-i Aliullahi, s Muşa şa iler İran da Huveyze şehri etrafında yaşayan Lor Arap ve az sayıda da Kürt Alevilerdir. Zamanla Şiileşmiş olan bu Aleviler, hicri sekizinci ve dokuzuncu asırlarda yaşayan Seyyid Muhammed bin Fellah ın ö.870 önderliğinde var olmuşlardır.bu sebeple Muşa şa i diye anılırlar.ali nin uluhiyyeti bu meşrebin bağlıları arasında esastır.bu zatın kitabı olan Kelam ül Mehdi adlı eser meşrebin mukaddes metnidir. Eserin aslı Arapça el yazmadır ve henüz yayınlanmamıştır. (Kum, Meraşi Kütüphanesi No: 1211). Muhammed bin Fellah uluhiyet ve mehdeviyetin kendinde toplandığı zattır. Muhammed bin Fellah ın Arap göçer bedeviler arasında kurduğu birlik ve düzen İran daki diğer Alevi grupları gibi Şah İsmail zamanında 914/1508 ortadan kaldırılmış, oldukça yetkin ve söz sahibi bu zattan sonar meşreb, Teşeyyü İ Ğali den,teşeyü i İsnaaşeriyye ye geçmiştir.alevi Araplar dağıtılmıştır.arap kabilelerinin Muhammed bin Fellah a bağlılığı İran daki diğer Aleviler gibi olmamış, Arap Aleviler hiç bir zaman devlet olma iddası ya da umumi bir başkaldırıda bulunmamışlardır.bu Aleviler diğer Ehl-i Haklar ın çağrısına icabet etmemiş, siyasi bir hedef taşımamış, sessiz ve beladan uzak bir hayat tarzını seçmiş, tarikat olarak kalmayı tercih etmişleridr. Muhammed Ali Rencber Muşa şaiyan, Mahiyyet-i Fikr-i ve İctima-i ve Ferayende-i Tahavvulat-i İctima-i adlı eserinde Safevilerin Alevilik tarafına bir bakış yapmış, (90-117) altıncı bölümde de Ehl-i Hakların itikadi esaslarına değinmiştir ( ).

3 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR etrafı, Urumiye, Maku gibi şehir ve kasabalar, az bir kısım da Hazar denizi kıyıları ve Gilan dır. Türkiye Aleviliğindeki Şamanizmine ait benzer etkilenmeler İran Aleviliği kökeninde de görülmekte, Zerdüştilik, Maniheizm ve Mazdek gibi eski İran dinleri ve özellikle Goran bölgesi 6 mitolojisi bu düşünceye yoğun bir şekilde tesir ettiği kabul edilmektedir 7. Bu tesir en çok İslamın İran coğrafyasına girdiği günden bu yana değişmeyi ve gelişmeyi kabul etmeyen, kırsalda yaşamayı seçen göçer Alevilerin inanışlarında kendinin göstermiştir. 1-İran Alevilerinde Kadın Olgusu ve Hz.Fatıma İran Ehl-i Hak inanışında şüphesiz ilk öğe Hz.Ali dir. Alevilerdeki kadın tasavvuru ise Hz.Ali nin kızı Fatıma ile vücut bulur. Bu inanç sisteminde Fatıma tekaddüsü, Hüdavend in(tanrı nın) müennes(dişi) olması ile bütünleşen/eşleşen bir inanışla kabul edilir. Zira Zerdüştlük te Merdhudayi, yani erkek tanrı fikrinin olmadığı, aksine Zenhüdayi yani dişil tanrı inancının yaygın olduğu görülür. Bu coğrafyadaki din inanışında yağmur yağdıran, yaratan, ürün veren, deniz, dağ, rüzgâr tanrılarının tamamı dişi tanrıdır. İslamla birlikte bu inanışlar birbiri ile iç içe geçmiş 8, İslam a dâhil olmuş ve Hz.Ali nin eşi Fatıma nın kudsiyetini ön gören farklı bir tasavvur geliştirmiştir 9. Bunun bariz örneğini Hz.Fatıma ya atfedilen Betül sıfatının eski İran inancındaki Anahita tanrıçası algısında görmekteyiz. Bu iki inancın temellerinde büyük bir benzerlik/paralellik görülmektedir. Alevi mektebinde Fatıma teaddüsü zaman içersinde farklı şekillerde somutlaşmıştır. Tekaddüsün zirve yaptığı nokta bu mukaddes kadın adına kurulan bir devlet Fatımi devleti olarak tarih sahnesinde yer almıştır. İran Alevi topluluklarındaki ritüellere bakıldığında kadınla ilgili birçok eski inancın nüvelerinin yeni inançlarına taşınmış olduğu 10 görülmektedir. Maniheizm deki bazı inanışlar özellikle insanın yaradılışı, su, toprak, ateş tekaddüsü ve bunların Fatıma nesline ircasında bu unsur fazlasıyla gözlemlenir 11. İran Aleviliği, İslamın ilk olarak İran da yayılması sebebi ile Alevi coğrafyalar(irak-iran-suriye-türkiye)arasında en kadim kabul ve yayılma sahası olarak karşımıza çıkar. Bu sebeple Alevi coğrafyalarındaki kadın mefhumu bu coğrafyada şekillenmiş ve tüm Alevi kültürlere etki etmiştir. İran Aleviliğinde Hz.Fatıma ebedi ve ezeli nur-i cismani sıfatı ile Allah ın tecellisini Hz. Muhammed ve Hz. Ali aracılığı ile âleme yansıtan varlık olarak kabul edilmiştir. Aleviler de Hakk ın nuru olarak görülen Hz.Fatıma, Hz. Muhammed-Ali- Hasan-Hüseyin in varlığıyla bütünleşmiş, hepsini kendinde toplayan bir şahsiyet olarak kabul edilmiştir. Hz Fatıma Ehl-i Beyt içindeki tek kadın şahsi- 157 GÜZ / AUTUMN 6 Aşayir ve İlat ve Tevayif-i Kord, s 65 7 Gozareş i Maneviyet ez İranzemin, s.37 8 Se Goftar-ı Tahgigi der Ayin-i Ehl-i Hak, s Berresihay-i Tarihi, Şomarey-i 2, sal-i 12, yıl 2036, Sultan İshak ve Ayin-i Yarsan, s Zen der İran Asr-i Moğol, s Tahgig Der Mezheb-i ve Tarige-i Aliullahi, s.542

ESRA DOĞAN TURAY 158 GÜZ/ AUTUMN yet, Hz. Muhammed in kızı, Hz. Ali nin karısı, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin in annesi dir. Bu üçleme ile Nur un ala Nur olmuştur. Kızı Hz.Zeynep de İran Alevilerinde kadınların seyyidesinin göğsünden sadır olan, onun aydınlık zuhuruyla, eşyanın mahiyetendeki gizlilik perdesini açan şahsiyet olarak kabul edilir 12. Bu tekaddüs Alevilik inanışının nüvesini oluşturmuştur. Hz Muhammed in soyundan gelen, seyyit olan bütün İmamların Hz. Fatıma dan tecessüs ettiği gerçeği tüm inanış sistemini etkilemiştir. Buna göre Hz.Peygamber e gelen silsile-i nesep, Hz. Fatıma yoluyladır. Oniki İmam dan on biri seyyittir, sadece Hz. Ali seyyit değildir. İmamlardan sonra Alevilik postunda oturan bütün pirler, Hz. Fatıma nın tecessüsü ile bu makamda yer alırlar. Bu sebeple İran Alevileri Yarsan Kızılbaşlar ve Muşa şa iler günümüze kadar gelen muazzam bir bağlılıkla bu kaideye uymuş, seyyitlerden gelmeyen bir pire uymayarak bu esası korumuşlardır. Bu gün bile bu görüşe ters düşenin oniki imam bargâh/dergâhında nasibi yoktur. Zira Hırka, irşad, tövbe, pirlik makamı, post, seccade gibi sembollerin hepsi ezelden Şah-ı Merdan Ali ye aittir 13. İran Ehl-i Haklarında gerçekleşen bütün zuhurlar, dondan dona geçişler yaradılışın temel unsuru kendisine verilen, bu mukadddes kadın Hz Fatıma nın pak soyundan neşet eder. Bu hassas durum sebebi ile Fatima soyu muhafaza altına alınmaya çalışılmıştır. Alevilik düşüncesi ile etle tırnak mesabesindeki tasavvuf düşüncesinde de meşhur hanım simalarından birçoğu Alevi ve Seyyidedir 14. Bu durum devletleşmek isteğinde olan Safevi tarikatinnde de kendini göstermiş, zuhur âlemde gerçekleşen don değişiminde Şeyh Safi geçirdiği seyr-i suluk merhalesi akabinde Şeyh Zahid in damadı olmuştur. Şeyh Safi Şeyh Zahid in kızı ile evlenmiş, seyyitlik payesi kazanmış, onun ölümü ile de irşad için Şeyh in mesned/postuna oturmuştu. Şeyh Zahid in kızı ile evli olması ve tarikata bağlılığı ile soy onun tarafından devam ettirilmiştir. Sadreddin den Ali, Ali den, İbrahim, İbrahim den Cüneyd, Cüneyd den Haydar, Haydar dan da İsmail dünyaya gelmiş, Safevi devleti kurucusu Şah İsmail de bu sebeple seyyid sayılmıştır. İran Aleviliğinde Şah İsmail ve Şah Abbas, her ikisi de Ehl-i Hakların mukaddes şahsiyetlerinden Baba/Bave Yadigâr ın mazharlarıdır. Hakkın zatı onların donunda tecelli etmişti 15. Hz. Muhammet Hz.Fatıma kudsiyetinin toplumlar üzerindeki etkisi, İslam tarihinin ilk dönemlerinden beri taze tutulmaya çalışılmış, birçok tarihi şahsiyet bu tekaddüsü andırır rollere bürünmüşlerdir. İran Ahvaz taraflarında Emevi güçleriyle büyük mücadeleler veren Horamdiniler bilindiği üzere Ebu Müslim in velayetine meyl etmişlerdir. Bunlar arasında bir güruh Ebû Muslim in Oğlu Ebul-Ğara ölünce neslini devam ettiren Esma ve Fatıma adlı kızlarından Fatıma yı imam olarak seçmiş ve Fatımîyye olarak adlandırılmışlardır 16.Bu taife Fatıma nın ölümünden sonra imameti onun torunları arasın- 12 Kıyam-i Nehzethayi Aleviyan-i Zagros,c.1,s Buyruk, Pir bölümü, s Diğer örnekler için bknz, Meşahir-i Zenan-i İrani, , 15 Derunmayehay-I Muşterek, s Conbneşhay-i Diniy-i İrani der Garnhay-i 2 ve 3 hicri, s 237

5 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR da idame ettirmişlerdir. Her daim kendi aralarında müşveret eder, önce Ebu Müslim e salavat getirir, sonra da Kudekânâ diye çağrılan Ebu Müslim in kızı Fatıma nın oğlu adıyla şaraplar ve şerbetler içerek eğlenirlerdi 17.Bunlar Fatıma nın neslinden bir erkeğin zuhur etmesinin beklemekte, memleketleri istilâ edip devleti Abbasiler den alacak bir mehdiyi yâd etmekteydiler Asıl bekleyişse Mezdek dininin yenilenerek kendilerine izzet ve yücelik verme hayali idi. Bu güruha Fatımanın oğluna nisbetle Kudekkiye ve Kordşahiye deniliyor. Kordşahiyye Kürtlerin şahı anlamında kullanılmakta ve bölgede Kürt dağları ve şehirlerinde yaşayanlara nisbet edilmekteydi. 18 Emeviler döneminde İranlılar Hz.Fatıma nın soyuna duydukları derin muhabbetle vatanlarından ayrılıp uzun mesafeler katederek Fatıma nın hatırası pak nesli ziyarete gitmişlerdir. Bu yeni müslümanlar mevcut Halifeye değil de Fatıma nesline bağlılıklarını bildirmekte, zekâtlarını hukümete değil de onlara vermekte, hiç bir yargı hüküm ve kararı tanımayarak dini ve şeri meseleleri danışmak üzere Mekke ve Medine ye seferler yapmaktaydılar 19. İran, Ehl-i Beyt in tebid edildiği, daha ilerki dönemlerde Ehl-i Beyt evlatlarının sığındağı, halkın da kendilerini büyük bir coşku ile ağırladığı bir coğrafya olmuştur. Ehl-i Beyt evlatlarına bağrını açarak evsahipliği yapmıştır. Oniki İmam ve onların torunlarından birçoğu bu coğrafyada ömür sürmüş, evlenmiş ve yine bu topraklarda vefat etmişlerdir. Bugün İran da Fatıma soyunun binlerce evladı, her biri mukaddes sayılan ziyaretgâhlar/imamzadeler de medfundurlar. Bunların en önemlileri Meşhed deki yedinci İmam sayılan İmam Rıza nın türbesi ve onun kız kardeşi Seyyide Masume nin Kum daki mekânıdır. Masume, İmam Musa Kazım ın kızı ve İmam Rıza nın kız kardeşidir. H.202 yılında İmam Rıza nın Merv e geldiği sırada kardeşini görmek için Medine den Merv e gittiği esnada Save şehrine yakın bir yerde hastalanarak vefat etmiş, hizmetkârları onu Kum da gömmüşlerdir 20. Fatıma nesli kadınları/imamzade Seyyide hanımlardan biri Alevi Bibi Dohteran dır. Kendisi Abbası zulmünden kaçarak Şiraz a gelmiş, burada gömülmüştür 21.Bir diğeri İmam Rıza nın oğlu Muhammed in oğlu Musa nın oğlu Ahmed in oğlu Muhammed in kızı Fatime Alevi dir.11 Şevval 343/7 Şubat 955 de Kum da vefat etmiş ve burada gömülmüştür 22. Bibi Zübeyde, Bibi İlliyye, Hatun Hali- 159 GÜZ / AUTUMN 17 Galiyan, Kaveş-i der Ceryanha ve Beraynedha, s Yakubi ve Et-Tenbih vel-eşraf ın nüshalarından yapılan bu rivayetlerin kritik edildiği kısım; Kıyam-i Aleviyan-I Zagros, c.1.s Bu seferler esnasında anlatılan Ehli Beyt hayranı Şatite adlı Nişaburlu fakir bir kadın dikkat çekicidir.hicri 2. y.y da yaşamıştır. O yıl her yıl olduğu gibi İmam Musa Kazım a Horasan bölgesi merkezi Nişabur dan bir emir eşliğinde humuslar gönderilecek, emir ve yetkili kişiler halkın şer i meselelerini kendisine soracaklardır. Şatite de bir dirhem para ile kendisinin dokuduğu dört dirhemden fazla etmeyen ham kumaşı hediye olarak göndermek ister. Emir bu basit hediyeyi almaktan çekinince Şatite; Benim bu kadar malım var. Allah haktan utanmaz, sen götür der. Emir Ebu Cafer gönderileni Medine de İmam a vermeye utanır, soruları sorup gidecekken İmam; Allah haktan utanmaz, benim selamımı Şatite ye götürür, bu kırk dirhemi de ona ver der. Gönderdiği dokuma kumaş parçasına karşılık bir parça verir ve Bu benim şatiteye hediyemdir, bunu kendine kefen yapsın diye buyurur,meşahir-i Zenan-i İrani, s Meşahir-i Zenan-i İrani, s Meşahir-i Zenan-i İrani s Meşahir-i Zenan-i İrani 

ESRA DOĞAN TURAY 160 GÜZ/ AUTUMN me, Hatun Sitti, Fatime Sekine, Hatun Amme Suğra ve Amme Kubra gibi daha birçok İmamzade bu topraklarda bulunmaktadır. 23 Ali soyunun devamı İmamzade türbeleri Alevilerce ziyaret edilmiş, mukaddes sayılmıştır. İran da medfun Ehl-i Beyt nesli kadınların kabirleri tarih içersinde dikkatle muhafaza edilmiş, yine Alevi/Şii devlet erkânı eşleri tarafından korunup kollanmıştır. Azerbaycan da hüküm süren Alevi Karakoyunlu İskender Bey in / kızı, şaire Arayiş Begum ve kardeşi Orak Sultan Begum gibi şahsiyetler Hz. Masume nin haremini yeniden yaptırmıştır. Safevilerin müteşahıs hanımlarından Taclu Begüm ö.925/ gibi daha birçok Safevi hanım bu kabirlerin korunması ve imarına bizzat müşayeet etmişlerdir.ismet mahlaslı edip ve şaire hanım-ki kendisi Alişah Türklerinden Kalender Nurmahalli nin kızı Bismillah Begum ö.1333/ dür- Ehl-i Beyt ziyaretgahlarına hatırı sayılır bağışlarda bulunmuştur. Gacar Şah ı Nasreddin Şah ın eşi Enisüddövle ö.1314 de servet ve malının tamamını Hz.Ali, Hasan ve Hüseyin in zarihlerine bağışlayan hayyire hanımlardandır 25. Hz.Fatıma kaynağa en yakın kişi olarak ilk elden ilim tahsil etmiş, bu meşrebin kurucu/posta oturan şahsın anne, eş, kız evlatları da aynı şekilde kaynaktan aldıkları bilgileri taliplere tebliğ etmişlerdir. Başlangıçtan bu güne devam eden bu gelenek Anadolu alevilerinde pirin eşi olan anabacı ya da saçlı bacı adı verilen kişilerle, İran alevilerinde ise Ağazade adı verilen kadınlarla idame edilmiştir. İran Alevileri Ehl-i Haklarda bu vazife Sultan Sahhak ın Annesi Hatun Dayrek in, Ateş Begleri nde ise Dusti Hanım zatında gerçekleşmiştir. Muşa şa ilerin kurucusu Muhammed bin Fellah ın annesi oldukça fakir bir kadın fakat ilme düşkünlüğü ile maruf olan bir zattır. Kendi hocası Şeyh Ahmed bin Fehd ile evlenmiş, ilmi alanda ilerlemiş bir şahsiyyettir 26. Yine İmam Cafer in talebesi Harun Reşid in huzurunda Ehl-i Beyt i savunan, mevcut âlimleri mat eden Hüsniye Bacı Anadolu Bektaşileri arasında iyi tanınan âlime bir zat olarak karşımıza çıkar. Şeyh hanımları anabacılar tarafından yürütülen bu vazifenin bir diğer sembolü Evhadiyye tarikatına mensub Bacıyan-i Rum un mürşide bacısı Fatma Bacı ve kız kardeşi Amine Hatundur. Nitekim Hacı Bektaşi Veli nin Velayetname sinde Fatma Hatun un büyük bir mürşide olduğu, sadece genç kız ve hanımları değil erkekleri de irşad ettiği anlatılmaktadır 27. Alevi topluluklarda Fatıma daki ismet, namus ve şeref, Fatıma nın Hasan ve Hüseyin e olan ihtimam ve muhabbeti her daim örnek olmuş, Fatıma rolünde olan kadınlar hep olagelmiştir. Bunlardan biri Ehl-i Hakların mukaddes metni Serencam ın tefsiri olan Serencam-ı Hakikat adlı eserde anlatılır. İffetli bir Ehl-i Hak kadını ile ilgili olan bu hikâye 28 Şeyh Rej hikâyesi olarak bi- 23 Meşahir-i Zenan-i İrani s Sefename-i Sansun, s Şahname-i Hakikat, s beyit. Zenan-i İrani s 25 ve s 1, s Muşaşaiyan, s Bacıyan-i Rum s Şahname-i Hakikat, s Beyit.

7 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR linir. Güzelliği sebebiyle namusuna el uzatılan fakat bu uğurda evlatlarını bile feda etmeye razı olan Sultan Sahhak yarenlerinden bir kadına aittir. Sonradan Şeyh Rej(Yüzü kara Şeyh) lakabı alan Şeyh Reşid in Hikâyesinin Zikri Seher vakti güzel yüzlü, gönül çalan genç bir kadın, iki oğlu ile beraber bir kâse yoğurdu nezr etmiş, Sultan Sahhak ın dergâhına doğru yürümektedir. Yolunda tesadüfen Şeyh Reşid durmuştur. Gözü kadına ilişen bu adam şehevete kapılmış, kendisi de erenlerden, takva sahibi Yarsanlardan olmasına ramen şehevi hislerine karşı koyamamış, kadının yolunu kesmiş, kadından günah sayılan bir şey istemiştir. Kadına bir kere öpeceğini ve sonra yolundan çekileceğini söyler. Adamın ısrarı fayda vermez, kadın ayak diremektedir. Bunun üzerine kadını aşağılamaya başlayan zat oğullarından birini nehre atmakla tehdid eder. Kadından beklenmedik bir cevab işitir: Oğlumu hak yolunda vereceğim, bundan da mutluluk duyacağım. Şehy bu cevaptan zerre kadar etkilenmez ve merhametsizce kadının oğullarından birini suya atar, oğlunu su alır götürür, sonra yeniden kadını tehdide başlar, teslim olmazsa ikinci oğlunu da suya atacağını şöyler, ama mümüne kadın yine bunu yapmaktan içtinab eder, bu oğlunu da doğruların yolundan ayrılmamak için hak yolunda feda edeceğini, kötülerin yolunda olmayacağını söyler. Bedbaht Şeyh Reşid, ikinci oğlunu da suya atar, nehir dalgaları onu da alır götürür. Kadınsa bir an bile yoludan dönmez, korkmaz, sabır gösterir. Bütün bu olanlara rağmen Şeyh Reşid ondan el çekmez, kadını takip eder. Kadının kendisini yermesine aldırış etmez. Kadın adamı insafa getirmek için Sen Sultanın bağlılarındansın, gönül veren baş eğen erenlerdensin, müjdelenensin, nezirsin der. Şeyh buna da teveccüh etmez, Ben ne Sultan Sahhak dan çekinirim, ne de onun kahrından korkarım, ne ona bağlıyım ve ne de beşir ve nezriyim, ben senin suretine vuruldum, senin hayranınım der. Kadın bu olanlardan sonra Şah ın huzuruna gelir. Şah a hiç bir sey şöylemez, yoğurdu takdim eder. Hz. Sultan dan günahlarının bağışlanmasın, her devirde (don değişmede) ondan razı olunmasını, en sonunda anber cennetine nail olma azrusunu dile getirir. Sultan Sahhak cevabında: Ey yolu-gidişatı, siması kadar güzel olan kadın, senden razıyım, senin varlığına ve amellerine rahmet! Her devirde nerede olursan ol yardımcın, imdadına yetişen Hüda olsun, o senden razı olsun. Davud dergâhına yakınlaştırılanlardansın. Nisvan cenneti hatunlarındansın, bütün muharrem bargâhlarında senin adın da anılacak, bu yolda başına ne geldiyse ben ona şahidim, adımlarınla birlikte adım atmaktayım. Yarenlerim şimdi oğullarını nehirden geri alacak, yeniden hayata döndürecek, oğullarını eline teslim edeceğim. Fakat o kendine şehvet galebe gelen köpeğin yüzü kara olacak, ta kıyamet gününe kadar dergâhtan kovulmuş, kara yüzle ortalıkta dolanacak der. Kadın büyük bir sevinçle: Oğullarımı senin yolunda kurban ettim, senin dışında iki cihan sarayında kimseyi istemem!, bu bana yeter, sen en kötü zamanımda imdadıma yetiştin,beni korudun! der. Bundan sonra dinin koruyucusu Şah, elini kudretle suya uzatır, her iki oğlunu da sağ salim selamtele sudan dışarı çeker çıkarır, kadına teslim eder. Hazreti Şah ın fermanı ile Pir Bünyam, kevser camından bu kadına ikram eder. Kadın kevser badesi içince mest kele- 161 GÜZ / AUTUMN

8 ESRA DOĞAN TURAY bekler gibi pervane olur ve nura, hak yoluna vasıl olur. Oğullarını Hz. Sultan ın dergâh hizmetine vakf eder, kendi de ölene kadar dergâhin hizmetinde çalışır. İki oğlu Hiyal ve Visal Hüdavend tarafından günahları bağışlanmış bir şekilde pak olarak onun dergâhinin hizmetcisi olur, her iki cihanda da hakka bağlanırlar. Yaratıcının lütfu ile Babab Yadigâr ın yerine geçerek kendinden sonra onun tahtına otururlar. Yadigâr dan sonra bu iki büyük padişah, Ehl-i Hak zümresinin rehberliğinde olur. Bütün müritler bu ikisine boyun eğer. Onlara bağlanır, her iki cihanda da bu hanedanın cavidan sahibi olurlar. 162 GÜZ/ AUTUMN 2- İran Alevilerinde Kadının Sosyal ve Dini Konumu İslam dan önce Arap yarımadasında kadının konumu, Kuran da ifade edildiği üzere diri diri toprağa gömülen, hiç bir sosyal hakka sahip olmayan müzekker bir coğrafyanın parçası iken 29, İslam la birlikte bu durum sona ermiş, kadının hakları koruma altına alınmıştır. İran coğrafyasındaki kadın algısı ise bu durumla tamamen örtüşmüş, İslam öncesinde kadına ulûhiyet atfeden Alevilerin yaşadığı coğrafyalarda İslam ın yeni yüzüyle uyum sağlamıştır. Bu yeni Müslüman olan Ali taraftarlarında kadın teoride faal bir konumda iken Emevi-Abbasi siyasi mücadelerinden kaynaklanan bir takım sıkıntı ve baskılar yüzünden pratikte farklı boyutlara gelmiştir. Kadın pasifleşmiş sindirilmiş ve görünürlüğünü yitirmiştir. Bu topluluklara yapılan baskıları madden ve manen sineye çeken kadınlar olmuştur. Ehl-i Beyt ve Ali taraftarlarları yaşadıkları coğrafyalarda çoğunluğun ağır eleştirilerine katlanmak zorunda kalmışlardır. Buna ilaveten kendine özgü inanışlarıyla Ali ve Ehl-ine olan aşırı sevgi tezahürleri ve bağlılıklarında İslam dışı olarak görülmüş, birçok ithamlara göğüs germişlerdir. Kadınlar da bundan nasibini alarak sessizliğe itilmişlerdir. Alevi kadınlar zaman içinde bu topluluklara yapılan baskılarda kolayca kandırılabilen olarak yine Alevi toplumca sırrı saklayamayanlar olarak görülmüş, bu ise tebidilerine sebep olmuş, Emevi döneminden itibaren sırların muhafazası için eş ve babalarınca cemlerden uzaklaştırılmışlardır. Bu sebeple İran Alevilerindeki Kıbaley-i Sırr Megu سرمگو) (قباله şartı, ağızın sıkı tutulması anlamında kullanılmış, bu şart erkeklerin ağzı/söylemeyi engellemek/ kapatmak için bıraktıkları uzun bıyıklarla kendini göstermiştir. Aslında daha çok kadın ve çocuklar için konulan bir şarttır. Bu kurala dair dair yazılı bir emare bu inancın mensuplarına ait dini metinlerde sırlı bir şekilde anlatılmıştır. Kelam-i Serencam da sır olarak geçen ve farklı işaret ve imalarla defalarca anlatılmaya çalışılan bu şart, Yarsan kadın ve erkekleri arsında sıkı sıkıya yerine getirilen bir emir olarak addedilmiştir 30. Kadınların tebidleri Alevilerin yaşadığı tüm coğrafyalarda aynı şiddet ve zamanda görülmemiş, hilafet merkezine yakın bölgelerde daha yoğun olmak üzere kendini göstermiştir. Bunun en güzel örneği bu gün Muşa şa i ve 29 Tekfir suresi 8.ayet 30 Bunun örnekleri Serencamlarda Hz. Nuh asrında geçen yaşlı kadın ve genç oğlanın hikayesinde uzun uzun anlatılır.derunmayehay-i Muşterek s.146 

 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR Yarsanlar arasındaki cem ayinlerinde kadının farklı konumudur. Muşa şa iler İran Alevi toplulukları arasında kadının renginin en az belirgin olduğu Alevi meşrebi dir. Zira Müşa şa i kadınları hilafet merkezlerine yakın coğrafyalarda yaşadıkları için bu konuda en çok sıkıntı çeken kadınlar olmuştur. Bu durum şüphesiz Arap kadınlarının sosyal yaşam tarzlarındaki tebidleriyle de alakalıdır. Muşa şa i kadınlar cemlere Kürt ve Türk kadınları kadar azad ve rahat bir şekilde iştirak edememişlerdir. Öte yandan Muşa şa iler bazı tarihi ve coğrafi sebeplerden ötürü Türk ve Kürt Kızılbaşları kadar liderlerine bağlı kalamadıkları için güçten düşmüş, bu düşüş kadınların toplu ibadetlere iştiraklerinde kendini göstermiştir 31. İran Alevi kadınları için iki dönemden söz edilir. Safevi öncesi ve sonrası dönem. Safevi öncesi Hamuşluk yani suskunluk/sır dönemidir. Bu dönemde kadınlar daha pasiftirler. Cem ve ibadetlerde varlıklarını gizli bir şekilde sürdürmüşlerdir. Emeviler döneminden bu yana Hz.Muhammed in sürgün edilen evlatlarını ve bağlılarını evlerinde saklayan koruyan bu kadınlar, onlara Tanrı misafiri - Mihman-ı Ali olarak bakmışlardır 32. Bu husus hiç şüphesiz kadınların bir takım işlerde daha rahat hareket edebilmeleri, sabah tarlaya gitmek zorunda olmamaları, dışarda erkekler kadar görünmek mecburiyetinde olmamaları gibi nedenlerle açıklanabilir. Kadınlar bu sebeple Safevi tebliğcilerini evlerinde saklama, yedirip içirme, maddi destek sağlama gibi gizli vazifeleri kolayca yerine getirebilmişlerdir. Bu kadınlar gizlilik döneminde mihman eden konumlarının dışında, dikkat toplumda çekmedikleri için gelenlere rehberlik/yol gösterme gibi görevleri de icra edenler olmuşlardır 33. Anadolu dan İran a geçen Alevileri karşılayan, bu hareketin mensuplarını kendi evlerinde saklayıp koruyan ve mihman eden bu kadınlardan biri Şah İsmail i canı pahasına koruyan Cerrahe Hanımdır. Şeyh Cüneyd in oğlu Şeyh Haydar Akkoyunlular tarafından öldürülünce Şah İsmail tutuklanmış, bir yaşında iken 7 kişi tarafından korunmuştur. Safevi tarikat ve devletinin liderini hayatı pahasına muhafaza eden, ona rehberlik yapan kişi Cerrahe Hanım dır. Adından anlaşılacağı üzere halk tebabeti ile uğraşan bu kadın, annesi ile Erdebil e ulaşan İsmail i, Şeyh Safi türbesinde bir müddet saklanmış, buradan Han Can denilen bir kadının evinde bir müddet gizlemiştir. Haydar ın oğlu bu Dulkadiroğlu kadınından süt de emmiştir. Cerrahe Hanım İsmail i Erdebil cami Alahvermiş Ağa çeşmesinde kıstıran Eybe Sultan dan kaçırarak Gilan a Şeyh Zahid in ailesine selametle götürmüş, fakat sonunda bu ağır vazifeyi canı ile ödemiştir 34. Safevi devleti kurulduktan sonra durum değişmiştir. Bu coğrafyada Er- 163 GÜZ / AUTUMN 31 Muşa şa iyan, s Bunun ilk örneklerinden biri, Nişaburlu Pesendide hanımdır. İmam Rıza Nişabur a geldiğinde kendisini evinde konuk etmiştir. İmam bu evi ve bu salih kadını beğenmiş, kadının adını Pesendide yani beğenilmiş olarak değiştirmiştir. İmam Rıza mihman olduğu Pesndide hanımın bahçesine bir badem ekmiş, ektiği badem o yıl meyve vermiştir. Fakat mukaddes sayılan meyvelere talep yüzünden ağaç kısa sürede kurumuştur. Meşahir-i Zenan-i İrani, s Kıyam-i Nehzethayi Aleviyan-i Zagros,c. 1. s Zen der Tarihnigari Safevi, s.18-19

10 ESRA DOĞAN TURAY 164 GÜZ/ AUTUMN debil dergâhına bağlı olarak yaşayan tarikat mensubu Şamlu, Rumlu, İstaclu, Tekelu, Efşar, Gacar ve Zülgadr aşireti kadınları 35 artık cemlere açıktan katılır olmuşlardır. Artık kendilerine yapılan hücuma karşı koyan, savaşlara iştirak eden bir konuma gelmişlerdir. Ateşbeglerin mukaddes şahsiyetlerinde Perihan Hanım bunlardan biridir. Şah Tahmasb ın ö.984/1576 kızı, babasının gözdesi Kızılbaş Perihan Hanım ö.985/ , Kızılbaş ordusunda olağastü tesiri olan bir şahsiyettir. Kızılbaş ordusuna bizzat emirlik yapmış komutan bir kadındır 37.Taçlı Begüm se ö.925/1519 Safevi hukümetinde yüksek bir mevkiye sahip bir diğer şahsiyettir 38. Kızılbaş Emirleri, Şah İsmail in vefatından sonra yerine getirecekleri yeni kişiyi Taçlı Begüm le meşveret ederek seçmişlerdir 39.Bu ve daha nice Safevi kadınları Şah ın etrafında bizzat savaşmış, mükemmel bir şekilde ata binerek 40 silah kullanmışlardır. Şah İsmail in Kazvin den ve İsfahan dan Anadolu içlerine kadar giden tebliğcileri Anadolu coğrafyasında kadınlar tarafından karşılanıp korunmuşlardır. Çaldıran savaş meydanında giysileri altında zırh kuşanmış birçok kadın asker cesedinin görüldüğü bilinmektedir 41. Bu durum, Safevilerden önce Anadolu da Bacıyani Rum teşkilatında görülmüştür. Anadolu Aleviliğinde müstesna bir yere sahip olan Bacılar, 640/1340 yılında Moğolların Anadolu yu muhasarası esnasında Hatun Ana/ Fatma Bacı/Kadıncık Ana 42 önderliğinde şehir savunmasına katılmışlardır. Ahiler uç bölgelere göçünce Bacıyan/Feteyan teşkilatı, savunmada kalmıştır. Dulkadiroğullarının otuz bin silahlı kadın askere sahip olduklarına dair bilgi mübalağa olsa da bu beylik döneminde Bacıların ne denli faal oldukları görülür 43.Bacılar Anadolu ya göç sırasında tekke ve Ahi zaviyelerinde hizmet etmiş, konukların iaşe ve ibate hizmetini yürütmüşlerdir 44. Kayseri Konya Kırşehir gibi illerde örgü ve dokumacılık yapan, Bektaşilerin Akbörk/ Bükmetac ını imal eden, sosyal hayatta bizzat rol oynayan Feteyan olmuştur. Feteyanın başı Fatma Bacı, daha genç bir kızken erenlere sofra dizmekle görevlidir. Hacı Bektaş-i Veli Anadolu ya geldiğinde mana âleminden erenlere selam vermiş, bu selamı ve Hacı Bektaş ın gelişini erenler Fatma Bacı bildirmiştir 45.Hacı Bektaş Veli yi karşılayan, mihman eden de kendisidir. Yine Bektaşiliğin kurucu şahsiyetlerinden 46 Abdal Musa yı yetiştiren de Fatma Bacıdır 47. Mezkûr Feteyan cemaatinden İran kaynakları da bahseder. Fatime 35 Kıyam ve Nehzethay-i Aleviyan-i Zagros, c.1, s Sefename-i Sansun s Sergozest-i Devazdeh Zenan-i Muessir der Tarih-i İran s Şah İsmail in Eşi Taçlı Begüm,.s Meşahir-i Zenan-i İrani ve Parsiguy-i ez Ağaz ta Meşrute,s Sefename-i Sansun, s Zen der Tarihnigari Safevi,s Fatma Bacı ve Bacıyan-i Rum,s Kıyam-i Nehzethayi Aleviyan-i Zagros,c 1 s Fatma Bacı ve Bacıyan-i Rum.s Menakıb-ı Evhadeddin Kirmani,s Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe s Halk Hikayelerinin Motif Yapısı, s.200

11 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR Hangahiyye adlı müteşahıs kadının, aslında Feteyandan olduğu zikredilir 48. Yine daima yün giyen, dervişane bir hayat yaşayan Ummuhu l Aziz adlı İranlı Sufi kadın da Feteyan dan olduğu zikredilir İran Alevilerinde Kadın Erkek Arasındaki Uhuvvet/Musahiplik Şart ve İkrar İran Aleviliğinin esas rukünlerinden biri uhuvvettir. Uhuvvet iki şekilde gerçekleşmektedir. Birincisi kadın ve erkeğin kardeşlik bağı yani ikrarıdır. Bu bağ kıyamet gününe kadar surer. Diğeri Şeyh e teslim olan talib ve şeyh arasında kurulan bir akidedir. Bu akide pirin kızı ile talibin evlenmesini tamamen men eder 50. Ehl-i Hak inancında kadın ve erkek başlangıçtan beri kardeştir. Kardeşler bu düşünce ile birbirlerine yemin/söz verirler. Bu sebeptle rahatlıkla birbirleri ile Ali nin eli diyerek musafaha eder, el öperler. Anadolu Aleviliğindeki bağlılar için kullanılan can isimlendirmesi, İran aleviliğinde yar/talib/taife kelimesi ile ifade bulur.ensar ve Muhacir kardeşliğinden gelen müsahiplik/uhuvvet düşüncesi İran Aleviliğinin yedi şartından biri Yol/ ahiret kardeşliği olarak karşımıza çıkar.bu durum Pir/dedenin kan bağı olmayan iki erkeği kardeş ilan etmesiyle kardeşlikten öte bir durumun meydana gelmesi ile gerçekleşir.bu kural ile eşler de birbiri ile kardeş olur ve aslında bu kural kadını koruyan, ona değer veren, tüm Alevi toplumu birleştiren ve içine alan bir sistemi meydana getirir 51. Ehl-i Hak Alevi mukaddes metinlerinden Han Elmas Kelamı nda 52 Uhuvvet hakkında şöyle buyrulur: Şart ve ikrar hakkında, bacılık/erkek kardeşlik şartı gelmiştir. Kelamın şarihi(açıklayıcısı)şunu söyler: Büyük hakikat hanedanlarının tamamında bir gelenek vardır, kim birbirini uykuda görse artık onunla kız kardeş ve bacı olur. Takva, adalet ve güvenilirlik konusunda toplumda iyi bir ad taşıyan bir üçüncü şahıs da onlarla aynı zamanda rüyayı görse, o rüya görmüş kadın ve erkekle görüşmeden ve konuşmadan cem ve cevizin huzuruna gelir, batıni ikrarda şükranede akıt ve şartla birbirleri ile bağlanırlar. Böylece şart bacısı ve kardeşi olurlar. Bu şunun içindir; Ahirette ve batında birbirlerinin yardımcı olsunlar. Bu şartı bozmak asla mümkün değildir, asla birbirlerini ziyaret etmemezlik yapmasınlar. Aralarında hediyeleşme, gidip gelme, alışveriş olmasa da bunların çocuklarının birbiri ile evlenmesi yedi nesil yasaktır. Bu şartla amel etmeyenler bu göreve bigâne kalmış olur, bundan sonra ceviz sahibine cevap verek zorunda kalır 53. İmam Cafer e atfedilen Ateşbeglerin mukaddes kitabı Buyruk ta İnsanların tarağın dişleri gibi eşit olduğu ibaresi 54 ve musahiplik/kardeşlik konularında da ilgili açıklamalar mevcuttur GÜZ / AUTUMN 48 Nokhostin Zenan-i Sufi, s Nokhostin Zenan-i Sufi, s Se Goftar-ı Tahgigi der Ayin-i Ehl-i Hak, s s Tarih-i Tasavvuf der Kordistan,S Kelam-i Han Elmas,Kiyumerz Çerağpuran, s Age,s Buyruk,Ferman Fermayişat,Dr.Fuat Bozkurt, s Derunmayehay-i Muşterek, s.140 

ESRA DOĞAN TURAY 166 GÜZ/ AUTUMN 4-İran Alevilerinde Cemde Kadının Rolü Ehl-i Hak kadınları insanı sembolize eden cemhanelerdeki ibadete birkaç konumda iştirak etmişlerdir. Bu konumlardan en önemlisi şüphesiz Baba Yadigâr ın annesi Dada Sarı nın, Bacı donunda er kişi olarak kabul edilen Kadıncık Ana gibi liderlik konumudur. Balkanlarda Demir Baba Vilâyetnamesi ndeki Kız Ana 56, 19. yüzyılda yaşamış Tokat Hubyarlı Anşa Bacı, Afyon Emirdağ Karcalar Köyü Hüseynileri Zöhre Bacı 57 gibi tekke postneşini bazı şahsiyetlerin örneğinde görüldüğü gibi İran Nimetulllahi Alevilerinden Merhume Şeyh Cani Ceyhunabadi Hanım da liderlik vazifesi almıştır. Cemde postneşinlik dışında kadın şahsiyetlerin asıl yer aldığı önemli konum kırklar cemidir. İran Alevileri arasında en çok Ateşbeglerinde sembolik sayılan ve en büyük birliğin sağlanması olarak görülen kırklar/çeheltenan ceminde kadınlar yer alır. Bu kırkların onyedisinin kadın olduğu kabul edilir. Olgunluk seviyesine ulaşmanın simgesi sayılan kırk kişinin on yedisinin kadın olması, cemlerde kadın erkek ayrımının yapılmadığını göstermesi açısından oldukça önemlidir. Kırklardaki kadın sayısı ile ilgili Buyruk da şu ibareler geçer: Muhammed(s.a.v) miracdan döndüğü sırada Tekke de Kırklar oturmuştur. Sohbet etmekteydiler. Tekke nin bir türlü açılmayan mukaddes kapısı sonunda Muhammed(s.a.v)e açılmıştı. Allah ın ismini zikrederek, bismillahla sağ adımını atarak tekkeye girer. İçeride otuzdokuz mümin can oturmuştur. Muhammed(s.a.v) onlara bakınca yirmi iki erkek ve on yedi kadın olduklarını görür 58. Anadolu da kadınlar genellikle Kırklar meydanında girişin sağ tarafındaki kadınlar musfası olarak ayrılan bölümde otururken, İran da Ateşbeglerinde kadınlar erkeklerle aynı saflarda yer alır. Kadınlar bu cemde ferraş görevini üstlenirler. Anadoluda süpügeci denilen bu kadınlardan üç bacı olarak bilinen semahçılardan biri Fatma Ana yı sembolize eder 59. Ferraş/süpürgeci görevi kadınların erkekleri temizleyen, kötülüklerden arındıran özelliğine vurgu yapar. Günümüzde Alevi kadınları Anadolu da olduğu gibi İran da cem meydanının kenarında/dergâhların iç odalarında kesilen nezr/kurban/lokmayı pişirip pay etmek, cemde yemek hizmetini yerine getirmektir. Kadıncık Ana nın erenlere yemek pişirmesi ve sır suyu dağıtması ritüelinde olduğu gibi kadın cem meclisini doyurandır. Yemekten önce sofraları seren ve kaldıran sofracılar İran Alevilerinde de kadınlardır. Bu gün Ehl-i Hak Hanedanlarında kadınlar cemin dışında yer alır, yalnızca nezir işleri uhdelerine verilmiştir. Bu ayinlerde dua edilerek cem yerinden çıkarılan nezirler kadınlar tarafından pişirilir. Mutlaka kemikleri etlerinden ayrılarak toprağa gömülür. Paylanarak dağıtılır. Cemin geri plandaki ikramla ilgili diğer tüm hizmetleri de kadınlar tarafından görülür. 56 Demir Baba Vilâyetnamesi s Anadolu ve Balkanlarda Alevi Yerleşmesi,s Buyruk, s , Serencam-ı Ateşbegi Tezkire-i Ali, s Anadolu da Aleviler ve Tahtacılar, s.131

13 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR Cemlerde kadın ve erkeğin bir arada ibadeti tarihte bazı farklı yorumlara sebep olmuş, bu toplu ibadet Müslüman toplumlarca eleştirilmiştir. Bu cemlerde İslamın esaslarının ilga edildiği savunulmuştur. Aslında göçerlerin yaşam biçimi ile alakalı olan bu durum, hem Anadolu da hem de İran da anlaşılamamış, halk ve ulema tarafından tarih boyu yerilmiş, kadınlı erkekli yapılan bu zikirler İslam dışı sayılmıştır. Anadolu Selçukluları zamanında yaşayan Evhadeddin Kirmani nin halifesi Zeyneddin Sadaka da bu eleştirilerden nasibini almıştır. Konya daki zaviyesinde Hanım müritler/fakireganlar erkek müritlerle beraber zikir ve sema meclislerinde ibadet esnasında başörtülerini açtıkları için İbn Teymiyye ö.728/1337 tarafından tenkit edilmişlerdir. Osmanlılar zamanında Bacıyan-i Rum un hatırası Anabacılardan Feteyan genç kız ve kadınlar, erkekelerle bir arada cem meclislerinde bulunmuşlardır. Bunlar dönem dönem her türlü kötülüğü mübah sayan Mübahi veya İbahiyye sıfatı ile yaftalanmışlardır 60. İran Alevileri arasında üryan cemi olarak adlandırılan eylem her daim var olmuştur. Zira bu düşünce sisteminde cinsiyet meselesi, yanlızca cismaniyet merhalesinde mana bulmaktadır 61. Fakat üryan cemi yukarıda zikredilen tarihi sebeplerden ötürü hiç bir zaman beyan edilmemiş dolayısı ile de konu hakkında hiçbir bilgi yazıya geçirilmemiştir. Üryan Cemi nin İran da Hz. Sultan Sahhak dönemine değin Anadolu daki gibi yapıldığu sonraları farklı bir şekle dönüştürüldüğüne dair rivayetler mevcuttur. Evliya Çelebi Seyahatname sinde ilginç bir şekilde Anadolu Kızılbaşlarına isnat edilen mum söndürme âdetinin bir İran âdeti olduğu görülür. Bu bilgi kitabın İkdam matbaasının 1314/1896 yılındaki baskısı IV. cilt, 307 nolu sayfasından çıkarılmıştır. 62 Asıl yazmanın 4.cildinde yer alan anlatıda Evliya Çelebi, 1065/1655 yılında Batı İran da, Urmiye de bulunduğu sırada gördüğü bir ziyareti anlatır.bu ziyaret Safevi hanedanının kurucusu Şeyh Safîyüddin in ö.735/1334 halifelerinden Salih Efendi denilen kişiye aittir.salih Efendi için Vahidi tarikatinden oluğunu söyleyen Evliya Çelebi bununla Evhadiler i kasdetiyor olmalıdır.burayı ziyarete gelenlerin İran daki 6 sufi tarikatinden Nohudi ler olduğunu yazsa da Nohudiler diye bahsettiği tarikatın İran da yaygın olan Noktaviler olması da muhtemeldir.buradaki asıl önemli bilgi ise Evliya Çelebi nin, Şeyh Safî hazretlerinden sonra bu mum söndürme adetinin Sâlih Efendi tarafından yasaklandığı bilgisidir.aşağıda tamamını getirmeyi uygun gördüğümüz alıntı, üryan ceminin Safeviler döneminde yasaklandığına dair verdiğimiz yukardaki bilgiliyi doğrular mahiyettedir. Hz. Şeyh Safî Erdebili orada bulunanların hepsinin eşlerini de bu zikre(tevhid) davet etti. Kadınların hepsi burka, saraveş ve dutak denilen giysileriyle, ellerinde eldivenleriyle gelip bir köşede ne kadar kadın varsa toplanıp hepsi birden (tevhid) zikirle meşgul olurlar. Gün battıktan sonra o karanlık gecede Şeyh Safî aydınlatıcı bir mum getirerek orada bulunanlara seslendi: Kızlarım gelin! Sizde oğlan kuzularımla birlikte zikre katılın. dediler. Hemen ora- 167 GÜZ / AUTUMN 60 Fatma Bacı ve Bacıyan-i Rum s İran da kadın erkek eşitliği ve sosyal eşitlikle ilgili bknz. Zen der İran Asr-i Moğol, s Topkapı Müzesi, Bağdat Köşkü 305, varak 296b ve 297a

14 ESRA DOĞAN TURAY 168 GÜZ/ AUTUMN daki erkek ve kadınların hepsi bu tevhid zikrine karıştıktan sonra Şeyh Safî mumu söndürüp erkek ve kadınlar birbiriyle karışık duruma geldiler. Yedi saat boyunca Allah ın birliğini ifade eden kelimelerle zikrettiler. Şeyh Safî Salat bütün nebi ve resullerin üzerine olsun diyerek ellerini yüzüne sürdü ve [kalabalığa] seslendi: Herkes bu karanlıkta yanında olanları kucaklayıp evine gitsinler diye buyurduklarında Şeyh Safî nin bu keramet ve keşifle halkın tamamı o kargaşa ve karışıklık içinde o kadar insan kalabalığı içinde herkes kendi hanımını bulması gerçekten şaşılacak derecede bir keramet, olağanüstü bir haldir. Şeyh Safî hazretlerinin yaşadığı devirlerde birkaç defa böyle mum söndürmüş ve herkes her defasında kendi eşleri bulup [zikirden] beraber ayrıldıkları kesindir. Bu zattan sonra pek çok halifesi de bu mum söndürme işini yaparken hata ettiklerinden dolayı İranlılar mum söndürme işini yapıyorlar diyerek kınanmışlardır. Daha sonra burada kabri olup yatan Şeyh Sâlih hazretleri erkek kadın bir araya gelip karışık bir vaziyette tevhid zikrini ve zikir esnasında mum söndürmeyi yasaklamışlardır. Hala İran da vardır diye söylerler. Fakat Allah en iyi bilendir, 1056 senesinde Erzurum dan İran a gittim. Rumiye, Hoy, Merend, Tesu, Kumla ve Tebriz diyarlarını gördüm. Mum söndürme dedikleri şeyi ve öyle bir amaçla toplanan bir topluluk görmedim 63. İran Alevileri genel itibarı ile tek eşlidirler. Kendi aralarında evlilik yapmaktadırlar. Günümüzde de geçmişte olduğu gibi oğul ve kızlarını yabancıya vermeyerek sırları ve dini inançlarını korumaya özen göstermektedirler. Alevilerin çoğu bu kaideye uymaktadır. Uymayanlar Anadolu Aleviliğinde olduğu gibi İran da da tebid edilmektedir. Boşanma; doğurganlık özelliğini kaybetmek, akıl hastası olmak, aldatmak sebepleri dışındaki sebeplerde reddedilmiştir. Serencam Kelamları Alevi erkeklerin eş seçimi ile ilgili dikkat etmesi gereken hususu şöyle açıklar 64 : Ey bu yolun yolcuları, gelin!,yedi oğul zatını okuyun, onların gelişini ilan edin, onlara dilde yedi kere şahitlik getirin, bu şahitliği yayın, ceviz merasimi ile onlara bağlanın, sac narı şartını burada ateşleyin(yaşatın), onun ateşiyle birbirinize bağlanın, el ele vererek asl/öze/başlangıca kendinizi bağlayın, birbirinizden adalet esiştlik ölçülülük isteğinde olun ki, seçeceğiniz kadın size helal olsun, seçilmişlerden olsun. Sakın sizin nesliniz azalmaya ve yok olmaya doğru gitmesin, asla soluk renkler gibi solmayın, meydanda/ortada olan kadını seçmeyin, karınız oyun, hile ve basitlikten, şahsiyetsizlikten uzak olsun. Böyle bir kadına evlenmeyi kabul etmeyin ve bu örtüyü üzerinize örtmeye razı olmayın İran Alevileri Kadın Şahsiyetleri İran Alevileri Ehl-i Haklar da Hüda nın yedi tende yedi kere tecelli ettiğine inanılır. Bu tecellilerin gerçekleştiği zatlar Heftvan olarak adlandırılır. Aşağı- 63 Evliya Çelebi Seyahatnamesi nin eski baskısında yer almamış olan Mum Söndürmek anlatısı, Turkish Studies, 14. Sayı, Serencam Kelamları Vata 58, Heftevan, s. 354 de 65 Derunmayehay-i Muşterek,s. 140

15 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR da her biri muhtelif dönemlerde zuhur etmiş mukaddes şahsiyetlerin zikredildiği bir tablo gözükmekte. Bu tabloda Heftvan ın anneleri gösterilmiş ve her biri hakkında kısa açıklamalar yapılmıştır 66. Havendgar Cebrail Mikail İsrafil Azrail Mürteza Ali Selman Farisi Garber Hz Muhammed Nuseyr Annesi Fatıma Mubarekşah (Şahhoşin) Baba Bozorg Kaka Rıza Kor Fegi Baba Tahir Annesi Mama Celale Sultan Sahhak Bünyamin Davud Pir Musa Mustafa Davdan Annesi Hatun Dayrek (Rezbar) Gırmız (Şahuveysgulu) Kamrica(Kakamir)Yarican Yar Ali Şahsuvar Ağa Annesi Hatun Zerbanu Muhammed/Memet Beg Cemşid Beg(y) Elmas Beg Abdul Beg(y)? Annesi Perihan Sert Han Ateş Han Cemşid Han Elmas Han Abdal? Annesi Dusti Hanım 67 Heftva nın annelerinin tarihi şahsiyetleri hakkında Senrencam kelamlarında muhtasar anlatılar yer alır. Heftvan anne eş ve kızları diğer Alevi kadınlardan farklı tutulmuş, büyük saygı ve hürmete mazhar olmuşlardır. Ehl-i Hakların ilk mukadddes hanım şahsiyeti Mama Celale dir. Serencamlara göre Şah Haşim/Hoşin Mübarekşh-ı Loristani nin annesidir. Şah Hoşin, Hz.Ali den 366 yıl önce, Kürt Taifesi Caf reisi Mirza Emanullah ın 68 kızıdır. Bakire bir anneden, Diyale nehrinin sağ kıyısında سیروانSeyrevan denilen yerde doğmuştur. Mama Celale, Kendisi hakkındaki rivayetler oldukça sınırlıdır. Şah Hoşin in h.467 yılında 900 yâranı ile Hemedan a geldiği sırada Baba Tahir Hemedani onu şehrin dışında hangâhda karşılamıştır. Burada daha sonradan eşi olacak Fatıma Lore Gurani adlı kadın kendisine bir kap pirinç sunmuştur. Bu kadın Şah Hoşin in yaranlarındandır 69.Şah Hoşin Gamasb nehri yakınında Hersin bölgesinde suya girip yıkandığı, gayba karıştığı sırada yanında Baba Tahir Hemedani, Hubyar gibi Ehl-i Hakların büyük zatları bulunmaktaydı. O esnada bu zatlarla beraber bulunan üç hanımdan bahsedilir. Bunlar, Reyhan Hanım Loristani, Pir Şehriyar Orami, Liza Hanım Car 70 dır. Sultan Sahhak dondan dona cismani varlığını annesine borçludur. Remzbar/Goncine 71 lakablı Hatun Dayrek onun annesidir. Hicri 7.ve 8.yüzyıllarda yaşayan bu hanım, kendi döneminin afif ve salih kadınlarındandır. Tambur ve şiir de mahir olan Dayrek, hicri 745 yılında Şeyhan Köyü nde vefat etmiştir 72.Hatun Dayrek annesi Hatun Beşire den hiç kimse ile cismani bir ya- 169 GÜZ / AUTUMN 66 Tahlil-i Heft Peyker Nizam, Dr.Muhammed Muin,s Serencam Ateşbegi, Tezkirey-i A la,s , Se Goftar-ı Tahgigi der Ayin-i Ehl-i Hak s,27 68 Ehl-i Hak kadınlar topluluğunun reisi, Kıyam-i Nehzethayi Aleviyan-i Zagros,c.1 s Kıyam-i Nehzethayi Aleviyan-i Zagros,c. 1 s Dovrey-i Heftvane, Cuz-i ez Name Minevi Serencam, s de Bonn da kurulan, üyeleri Gilan bölgesi Heştgird şehrinden ismini Sultan İshak ın annesi Rmezbar(Razbar)dan almıştır. Razbar müzik grubu, Ehl-i Hakların müziğini icra edenbir duruptur. 72 Dovrey-i Heftvane, Cuz-i ez Name Minevi Serencam, s. 35.

16 ESRA DOĞAN TURAY 170 GÜZ/ AUTUMN kınlık olmadan 73 dünyaya gelmiştir. Annesinin meşhur Tac ül Arifin Ebülvefa nın torunlarından Seyyid Halid in kızı Seyyide Fatıma olduğu rivayet edilir. Hatun Dayrek in manevi babası Cavânî/ Caf tayifesi reisi Hüseyinbeg Cafi, bir diğer rivayetle de Celd pehl-ivan Hüseyin Beg dir. Caf taifesinin Muradi konundan gelmektedir 74. Seyyid/Şeyh İsa Berzenc ile evlenen 75 Hatun Dayrek, Sultan Sahhak ı Berzenc denilen ve bu gün Süleymaniye nin doğusunda Halepçe ye yakın bir coğrafyada yer alan kasabada dünyaya getirmiştir. Rezbar ın kendisinin de don değişimiyle Melikey-i Saba Belkıs ve Hz.Meryem de mihman olduğuna inanılır 76. Üçüncü mühim şahsiyet Hatun Beşire 77 dir. Hatun Beşire Ehl-i Hak Alevilerinin tarihi şahsiyetlerinden Mir Husrov un kız kardeşidir. Bu mukaddes zat, Serencam da bildirildiği üzere kardeşinin esir alınması üzere siyah bir ata binerek Şehr-i Zor a gelmiş, onu kahramanca savunmuş ve kurtarmıştır 78.Ehl-i Hak meşrebinin şart ve peymanı-ı ezeli sinden hiç sapmamıştır. Sultan Sahhak la olan düğün merasimi Serencam larda uzun uzun anlatılır 79. Aynı dönemlerde yaşamış bir şahsiyet de bu gün İran ve Irakta binlerce bağlısı bulunan Şah İbrahimiler için mukaddes olan bir şahsiyet, Hatun Zeynep tir. Sultan Sahhak ın emri ile Irak ve Bağdat a irşada giden Şah İbrahim in annesidir. Hatun Zeynp aynı zamanda Mir Husrov Loristani nin kızı, Seyyid Muhammed Govresvarın da eşidir 80. Sultan Sahhak zamanında yaşamış olan diğer zevat-ı mukaddesler arasında Nazarkerde denilen Allah a nazları geçtiğine, dualarının tesirli olduğuna inanılan bazı hanım şahsiyetler de vardır 81. Seyyid Hamuş un annesi, Yarani Kudsi nin eşi ve daha sonraki dönemlerde yaşayan Hiyal-u Visal in annesi, Muhammed Gavresar ın annesi gibi daha birçok şahsiyet, Ehl-i Haklar da Nazarkerde kadınlar olarak anılır. Nefesleri güçlüdür. Sultan Sahhak dan el almışlardır. Bunlar bağlılarına vird ve dua talimi yaptıran, cemleri yöneten kadınlardır. Heftvanın mukaddes annelerinden bir diğeri Baba Yadigâr ın annesi Dada Sarı dır. Serencam da adından bahsedilen, bizim de hikâyesini birazdan aktaracağımız bu hanım, Baba Yadigâr ın annesidir. Serencam da Yar-i Yadigâr olan Baba Yadigâr, dondan dona değişim seyrinde batıni mertebede İsa bin Meryem ve Hz. Hüseyin bin Ali nin mazharı olarak karşımıza çıkar 82. Dolayısı ile annesi de Hz. Meryem ve Hz. Fatıma donunda zahir olmuş- 73 Bektaşilikteki Kadıncığın Hacı Bektaş ın abdest aldığı suyu içmesi ve bundan hamile kalması ve Habib ve Hızır Lale adında iki erkek çocuk dünyaya getirmesinde olduğu gibi. Gırmız ın annesi Hatun Remezbar O,yedi meleğin tecellisi olarak, Hazreti Meryemin bakireliğinde olduğu gibi tenasül yolu ile değil de rivayete göre ağzından çocuk doğurmuştur. 74 Tarih-i Tasavvuf der Kordistan, s Se Goftar-ı Tahgigi der Ayin-i Ehl-i Hak, s s Kıyam-i Nehzethayi Aleviyan-i Zagros,c 1s. 79, 77 Se Goftar-ı Tahgigi der Ayin-i Ehl-i Hak, s s Dovrey-i Heftvane, Cuz-i ez Name Minevi Serencam, s. 35.s 35. s.41.mir husrov loristani bölümü. s Dovrey-i Heftvane, Cuz-i ez Name Minevi Serencam, s. 35.s Dovrey-i Heftvane, Cuz-i ez Name Minevi Serencam, s Nazarkerdeler, Sultan Sahhakın kendilerine baktığı ve seçtiği kimselerdir. 82 Derunmayehay-i Müşterek 150 s

17 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR tur. Meryem aleyhisselama edilen suizan Dada Sarıya da da reva görülmüştür. Serencam da Ehl-i Yarsan, atılan bu iftiralara karşı Hatun Remzbar ve Pir Musi tarafından şiddetle uyarılır 83. Hatun Zerbanu Gırmız ın annesi 84 dir. Pir Gamber in kız kardeşidir. Kendisinin Hatun Remzbar da mihman-ı zat olduğuna inanılır. Hazreti Şah Hiyaz ın yarenleri arasında yer alır 85.Burada zikredeceğimiz son mukaddes şahsiyetse Han Ateş in annesi Dusti Hanım dır 86. Heftva ın doğum ve evlilikleriyle ilgili Serencam metinlerinde rivayetler yer alır. Bu rivayetlerde kadının mucizevi rolüyle ilgili ayrıntılara raslanır. Ateş Beyi Alevilerinin kutsal metni Tezkire-i A la da Heftevan dan Han Ateş in annesi ile ilgili şöyle bir olay anlatılır; Dağdan avcı gelmektedir. Bütün yaradılışlar ona tevdi edilmiş, Şah/Şeyh Muhammed in hâkimiyetindedir. Ateş Bey i onun donunda gayb perdesinden gelmektedir. Erenlere oraya gitmeleri buyrulur. Şah/Şeyh Muhammed de Acri/ Acari ye gelerek dile gelir. Bir günde oniki halife Loristan da Muhammed Bey i görmeye gelir. Acri nehrinin kenarına ulaşırlar. Nehrin kenarında daha önce kimsenin oralarda görmediği bir bir kuş peydalanır. Kuşun tüyleri insanın gözüne binbir renkle neşvunema eder. Yanına gittiklerinde kuşun uçmadığını görürler. Kuşu alarak Muhammed Bey in yayına götürürler. Muhammed Bey onu alır ve hırkasının altına koyar, şükrane paylanır. Ansızın görürler ki kuş sekiz yaşında bir kız çocuğuna dönüşüverdi. Hırkanın altından çıkan kıza Muhammed Bey kerem eder. Üç defa Hoş geldin Sunam diye çağırır. Sonra kızı kendine nikâhlar. İşte Han-ı Ateş bu kadından dünyaya gelmiştir 87. Bir diğer hikâye de yukarıda bahsedildiği üzere Baba Yadigâr ın Hz.İsa misali doğumu ile ilgilidir. Şahname-i Hakikat adlı eserde şu rivayet yer alır; Pir Mikail 88 kendi kızını Sultan Sahhak a niyaz vermiştir. Sultan Sahhak sa bu kızı kendi oğlu Heftevandan Ebu l Vefa ya bağışlamıştır. Gelin getirme zamanı Sultan ın oğlu izinsiz olarak siyah ata binmiş, Sultan bunu görüp sinirlenmiştir. Çünkü siyah at Sultan ın malıdır. Oğlu gelinle karşı karşıya geldiği vakit at şahlanmış o da attan düşerek oracıkta vefat etmiştir. Ebu l Vefa öldükten sonra Sultan onu cennete gönderir. Sultan, oğlunun ölümünü onun taksiratına saymış ve onu affettiğini bildirmiştir. Diğer oğlu Ud u onun yerine geçirmiştir. Sultan gelini kendi haremine getirerek onunla evlenir. Gelin gece gündüz sıdk ve samimiyetle Sultan a bağlanmış, onun yolunda hizmet etmiştir. Bu durum bir gün Pir İsmail in birkaç narı cemde erenlere getirdiği zamana kadar böylece devam edip gitmiştir 89. Baba Yadigâr ın Dünyaya Geliş Hikâyesi başlığı ile olay zikredilir; Ceme gelen narlar ortadan ayrılıp paylanacağı sırada, bir nar tanesi gelinin eteğine düşer. Bu taneyi yiyen gelin Allah ın nurundan hamile kalmış, bir zaman 171 GÜZ / AUTUMN 83 Derunmayehay-i Muşterek, s Se Goftar-I Tahkiki der Ayin-i Ehl-i Hak, s Se Goftar-ı Tahgigi der Ayin-i Ehl-i Hak, s s Tahlil-i Heft Peyker Nizam,,s Derunmayehay-i Müşterek, s Ehl-i Hakların tarihi şahsiyetlerindendir. 89 Şahname-i Hakikat, s.400, Beyitten sonra

18 ESRA DOĞAN TURAY 172 GÜZ/ AUTUMN sonra ay yüzlü bir erkek çocuk dünyaya getirmiştir. Sultan Sahhak; Bu Yadigâr olacaktır, benden sonra hatıram olarak kalacak, hak yolunu ayakta tutacaktır. Tacın sahibi ve şehriyar olacaktır. Hakikati gösterecek ve zatı idame ettirecektir. O,nazenin Eyvet in mazharıdır. Yar Ahmet dir. Ali dir ve Hüseyin dir. Bir başka devirde de benim yerime gelecektir, Zülyemin olacak Zat-i Haktır diye buyurur. Şah İbrahimin Dünyaya Gelme Hikâyesi ; Pir İsmai in böldüğü narlar cemde dağıtılınca bir nar tanesi yere düşmüştür. Seyyid Muhammed Govresvar o sırada Sultan ın huzuruna varmıştır. O da bu tanelerden birini almış evine götürmüş, eşine yedirmiştir. Karısı işte o nar tanesinden hamile kalmıştır. Zamanı gelmiş, doğum anı yaklaşmış, bir oğlan çocuk dünyaya getirmiştir. Çocuk güneş gibi parlamaktadır. Sultan Sahhak a müjde götürülmüş, Seyyid Muhammed in evinde bir çocuk doğduğu, nur topu gibi olduğu, güneş gibi parladığı, Tanrı nın adeta bu çocukta zuhur etmiş olduğu söylenir. Sultan doğan çocuğun getirilmesini ister. Seyyid Muhammed zamanın nuru yenidoğanı, âlemlerin Hüdavendigarı nın yanına getirir. Sultan buyur: Bu çocuk İmam Hasan Müçteba nın mazharıdır. Zira hem Ruçyar 90 ve hem müçteba dır. Adını Şah İbrahim koyar ve şöyle buyurur: Bu da benim zamanımda gelen Yadigâr dır. Her ikisi de Hüdavendihgarın ruhani oğulları olacaklardır. Benden sonra benim yerime geçeceklerdir. Her devir ve dönemde, her zamanda bu ikisi gülün özü, hakikatin gülleri olacaklardır. Aynı kilodadırlar. Aynı nurun iki gözesidirler. Hakkın iki gözüdürler. Biri Hasan Şah İbrahim, biri Hüseyin Yadigâr dır 91. Bu rivayete dikkatle bakılacak olursa Bektaşilerde kabul edilen bir inanışın yukarıda anlatılan olay benzerlik gösterdiği görülür. Hacı Bektaşi Veli Sulucakaraöyüg e geldiğinde Çepni boyundan İdris le evli olan Kadncık Ana nın evinde kalmıştır. Kadıncık Ana, Hac Bekta Veli nin kanayan burnundan abdest suyuna dökülen üç damlayı teberrüken içmiş ve bu sudan hamile kalmıştır. Bu hamileliğin bir mucize olduğu, herhangi bir cismani temas olmadan gerçekleştiği, Hacı Bektaş ın mücerret olduğu Vilâyetname de ısbatlanmıştır. Fakat bu mucizevi olaydan farklı bir sonuç çıkarılmıştır. Burun kanından olanlar döl evladı sayılmış ve bunların soyuna Dedegan denilmiş, olmayanlara yol evladı sayılmış ve bunlara da Babagan denilmiştir. Dolayısı ile Ehl-i Hak ve Bektaşilerde kadın tasavvurunda mucizevi bir benzerlik sözkonusudur. Bu benzetme ile Baba Yadigâr ve onun bağlılarına Sultan Sahhak ın direkt muhatabı olarak döl evlatları, Şah İbrahim ve onun bağlıları için de Sultan Sahhak ın dolaylı muhatabları olmalarından ötürü yol evlatları şeklinde bir yorum yapılabilir. İran Alevilik tarihinde handanların birbirleriyle yapılan evlilikler sayesinde birleşmesi, seyyidliğin temel alındığı bağlarla gerçekleşmiş, bu durum Aleviliğin bu güne kadar kesintisiz bir şekilde gelmesinde asıl unsur olarak görülmüştür. Kajavî sadatlarının atası Şeyh Halid in kızı Seyyide Fatıma ile evlenen Seyid Musa Alevi Berzenci ö.686, Hazreti Pîr Mikaîl Dudanî (738 h.k) nın kızı ile evlenen Sultan Seyid İshak Alevi, bu evlilikle Pîr Hızır saa- 90 Yaran-ı Mukaddesten 91 Şahnamey-i Hakikat, s , 7782 Beyiten sonra

19 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR dat silsilesi Berzenci Alevi sadatlarıyla bağlananan ve onun neslini devam ettiren Seyid Ahmed Alevi Şehit (Baba Yadigâr) 92, Seyid İbrahim Alevi (Baba Navus) un kızı ile evlenerek ona bağlanan Siracüddin Osman Nakşıbendi ( h.k) ve onun silsilesi 93 gibi örnekler bu bağlara verebileceğimiz birkaç numunedir. Alevilik tarihinin bu evlilik bağlarıyla örüldüğü rahatlıkla görülür. Bu manada Alevilikte kadın toplumun harcıdır. Anadolu eski inanışlarından neşet eden ozan-baksı geleneğinin devamı olarak görülen kadınların cemde saz çalıp değiş okumaları, Ehl-i Haklarda da var olan bir gelenektir. Ehl-i Haklarda da kadın dini törenlere iştirak ederek tambur eşliğinde kelam/söz/değiş okur. Tanbur çalıp kelam okuma âdeti eski İran dinlerinden gelen bir adettir 94. Bu törenler yüzlerce yıl devam etmiştir. Bu törenlerde okuna kelamların birçoğu kadınlara aittir. Hanım zevata ait söz/kelam/virdler Serencam ve diğer metinlerde kaydedilmiştir. Bu virdler günümüze sırlarla dolu satırlarda ulaşmıştır. Fakat günümüze ulaşamayan sayısız vird mevcuttur. Ehl-i Hak Alevilerinin cem ayinleri sır içinde icra edildiği ve şifahi olarak sadrdan sadra intikal ettiği, yazıya geçirilmediği için zamanla unutulmuştur. Sözlü geleğene ait bu Kelamlardan bazıları kaybolmamış, tarih boyunca hadis rivayetleri gibi rivayet edilmiştir. Burada Kürtçenin Gorani lehçesi ile kaydedilen hanım şahsiyetlere ait olanlarından birkaçını tercüme etmeden zikredeceğiz 95.Ehl-i Hak kadınları arasında sayısız mürşid ve yaranı olan Sultan Sahhak ın annesi Hatun Dayrek in kendi imaretinde verdiği nezirlerde, cemleri bizzat yürüttüğü esnada okuduğu, dördüncü asra ait olan vird/dua larından biri 96 ; او سايه شمی او سايه شمی بارگای شام وستن او سايه شمی چنی سه تنم بيام درسمی سيمرغ بيانی جه رای رستم Hicri dördüncü asırda yaşayan müteşahıs hanımlardan Daye Tebriz (H) orami nin dua/virdi: 97 رازن پيالم رازن پيالم سرسامم نه بزم رازن پيالم بالته پيالم ياوا و نالم چکم نالهکم برزبی نه عالم Hicri dördüncü asırda yaşayan Mama Celale Hanım Lor un dua/virdi: 173 GÜZ / AUTUMN 92 Kıyam-i Nehzethayi Aleviyan-i Zagros, c 1 S Kıyam-i Nehzethayi Aleviyan-i Zagros, c 1 S Zemine-i Şinakht-i Tanbur, s Kelam-ı Serencam, Elyazması, M.Ali Sultani nin şahsi kütüphanesi 96 Bu ve aşağıda gelen diğer dualar Farsça değil de Orami lehçesinde olduğu ve mana bütünlüğü anlaşılamadığı için tercüme edilememiştir. Kıyam-i Nehzethayi Aleviyan-i Zagros, c 1 s Kelam-i Serencam, Elyazması, M.Ali Sultani nin şahsi kütüphanesi

20 ESRA DOĞAN TURAY مستم جه باله ی روی است تو وسن يک جامی می جه دست تو آينه ی زيلم روشنن چون می جوبون بينم می پرست تو Hicri dördüncü asırda yaşamış Siman Hanım Lor un dua/virdi: 174 GÜZ/ AUTUMN خوشين است خوشين است سرم جه سوای تو بين سرمست گل و شمامم ير داها نه دست گواهی مدن چه خاس و چه گست Beşinci asırda yaşamış, müteşahıs sufi şair ve Ehl-i Hak yaranlarından Baba Tahir Üryan Hemdani nin eşi, Fatıme Lore nin dua/virdi: راز داريم يار راز داريم يار و فرمانی شاه راز دار ياريم شاهم بزه پيش آما و زاريم راز کو و درمان درد کی کاريم Beşinci asırda yaşamış, Ehl-i Hakk mukaddes hanımlarından Lezacaf ın dua/virdi: حيدر صراف حيدر صراف چندی نه عينه بيم نه گنج تاف تيسامواچان پنم کچه جاف قباله ماری نه تاش مصاف Beşinci asırda yaşamış Hatun Mizerd in dua/virdi: خوشين جبار خوشين جبار ميزار سوار آمايوشاهن جبار جيار خوشينا ايمه شان شکار درحمتوه بژندی ديار :Beşinci asırda yaşamış Daye Hazan Sergeti nin dua/virdi شير کويا جور شيره کويا جور نه دست بله مردم کويا جور دادمان رسان نه دست ای گور دستی وش آفات دندانش هزور Altıncı asırda yaşamış Pir Nazdelir Hatun Şirazi nin dua/virdi: ياران ياوران را حق راستين پاکی و درستی درد او خاسين

21 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR ير کس ويشن ناسا محمد آسا با شک او کسه مولايچ شناسا Yedinci asır sonu, sekizinci asır başlarında yaşamış Şayh Habib Şeh in dua/ virdi: آزيز بنياما آزيز شرطمان چنی بنياما تا پير و شرطی جه گردين جاما...سکه ی با مشلغمان يه بنيام Baba Yadigar ın annesi sekizinci asrın sonu dokucuncu asrın başlarında yaşamış Dada Sari nin dua/virdi: ساقی له جم بادهده دا درسی ريگه ی جاده ده دا ميردان همو له در پاشا پيمان دکن ژشت تماشا Baba Celil in annesi, onuncu asırda yaşamış Semen Hanım Madani nin dua/virdi: يا دلدل سوار يا دلدل سوار آمانن آمان صاحب ذو الفقار و نازاو وتت توشيت نه جبار بنمانه رمزی باقی آشکار Bu maruf hanımlar için Ağabacı, Ağabegi, Ağabegum, Ağa Sultan, Ağa Kuçek ve Ağa 98 gibi lakap ve isimler kullanılmıştır. Pirin kızları Ağazade ler 99 için erkek kardeşlerinden farklı bir isimlendirme yapılmaz. Batında erkek kardeşlerinden farklı olarak kabul edilmezler. Ağazadleler günümüzde hala dua vermekte, söz/kelamlar söylemekte ve tanbur eşliğinde kelam okumaktadırlar. Özellikle Ateşbegi kadınları daha çok gözden uzak yerlerde kücük bargâh(cemhane)larda dua vermeye devam etmektedirler. 175 GÜZ / AUTUMN Fotograf 1. de Ehl-i Hak Ağazadelerden, sağdan ilk başta oturan Haydari 98 Meşahir-i Zenan-i İrani, Cihan Hatun ö. h. 744 için, s Meşahir-i Zenan-i İrani, s.4, 5,6,68.

22 ESRA DOĞAN TURAY silsilesi muteber hanımlarından Ağa Seyyid Rüstem in kızı 100 Ağazade Huma Hanım Haydari Gorani yi görmekteyiz. Fotograf 2. Ağazade Huma Hanım Haydari Gorani nin daha yakın bir resmi. 176 GÜZ/ AUTUMN Fotograf 3. Ortada oturan kadınların şahı lakaplı Seyyid Şemseddin in eşi, Şah-ı Zenan Ağazade Hanım 101 Tahran da çekilen bu resimde Ağa Seyyid Muhammed Kelardeşti nin merkezde olduğu Muşa şa i-ateşbeği ailesinin tamamını görmekteyiz 102. Fotograf 4. Yukarıdaki resim Ehl-i Hak Alevileri Ateşbegleri nin lideri Ağa 100 Tarih-i Handanhay-i Hakikat, Meşairi Mutaahhiri Ehl-i Hak Der Kirmanşah, s.59 ve s A.g.e s Tarih-i Handanhay-i Hakikat, s. 117

23 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR Nizameddin in annesinin kabrir taşına aittir. Ziyaretçilerin boş bırakmadığı bu yer bağlılarının dâhil bendi denilen dilek iplerini asarak dua ve niyazlarda bulundukları adak yeridir. Resmin altındaki yazıda; Makberey-i Gumbed-i Gerehban; Muşa şa i Ağa Seyyid Nizameddin Muşa şa i nin annesi Rahmetli Seyyide Hanım Aleviyye-i Sepide Şeri e-i Muşa şa inin kabir taşı 103 yazısı bulunmakta. Kendisi meşrebin hanımlarını sağlığında irşad etmiş vefatından sonra da oğlu Ağa Nizameddin Nizami bu görevi üslenmiştir 104 Müşaşailerin piri hala o dur. Seyyide Hanım Aleviyye nin kabri dışında Ateşbeglerinin mukaddes ziyaretgâhlardan biri de Golmoşk Hatun un mezarıdır. Tebriz e bağlı büyük bir kasaba olan Ilıhçı yakınlarındaki bu ziyaretgâh, şehrin etrafındaki ziyaretgâhlar içerisinde özel bir öneme sahiptir. Golmoşk Hatun Ateşbeglerince Hz.Ali nin kızı olarak görülür. Fotograf 5. İran, Avrupa, Amerika ve Kanada da saysısız müritleri olan İran Alevileri Nimetullahilerden son postneşin Hacı Nur Ali nin yerine geçen Merhum Şeyh Cani Ceyhunabadi Hanım ın Paris teki mezarı da ziyaretgâhtır. Bu zat h yılında Ceyhunabad da doğmuş, hicri 1392 yılında Heştgird de vefat etmiş, Hacı Nur Aliilahi/ Ustad İlahi nin kızkardeşi ve aynı zamanda öğrencisidir. Hacı Nimetullah Mukri nin dört çocuğundan biridir. Diğer kardeşleri Meryem Hanum, Yar Ali, Hacı Nur Ali dir 105. Vefatından sonra Ustad İlah nin postuna oturmuştur. Nimetullahi silsilesinin en önemli zatlarından olan Melikcan Hanım Nimetullahi kördür. Ehl-i Haklar ona Şeyh Cani derler. Şahitler/talipler arsında da Hazreti Şeyh diye anılır. Hayatını İran ın Ceyhunabad kasabasında geçiren Şeyh Cani, erkek kardeşleri gibi ömür boyu riyazet çekmiş, Seyr-i Sülûkünü tamamlamıştır. Ustad İlahi kardeşi için Ben ve Cani aynı ruh ve kalbe sahibiz demiştir 106. Durus diye isimlendirilen virdleri, Dr. Behram İlahi tarafından derlenmiş ve basılmıştır. Zat 1993 yılında vefat etmiştir GÜZ / AUTUMN 103 Tarih-i Handanhay-i Hakikat, S Tarihi handanhay-i Hakikat, s Tarihi handanhay-i Hakikat, s.106, s Asar-i Ehl-i Hak, s. 699, s. 601, goftar Tarih-i Handanhay-i Hakikat, s

24 ESRA DOĞAN TURAY Fotograf 6. Ağa Seyyid Hüseyin Mirza nın eşi Saltanat Hanım Muşa şa i nin kabir taşı, kabri ziyaretgâhtır GÜZ/ AUTUMN 6-Kirmanşah Baba Yadigâr Ziyaretgâhında Riyazet Çeken Son Kadın Dervişler Ehl-i Hak meşrebinin yayılmasında önemli rol oynayan Baba Yadigâr sekizinci asrın sonu dokucuncu asrın başında Dada Sarı dan dünyaya gelmiştir. Sultan Sahhak ın halifesidir. Baba Yadigâr diğer adı ile Ahmet Alevi 109 ziyaretgâhı, İran Ehl-i Hak Yarsanlarının günümüzdeki en önemli ziyaretgâhlarından biridir. Bu dergâh İran Dalaho bölgesi Pol-i Zihab mevkine yakındır. Sultan Sahhak ın Horaman daki mezarından sonra ikinci önemli ziyaretgâh budur. Kerkük Musalla daki İmam Ahmed ziyaretgâhı, Irak Kızıl Ribat taki İmam Kasım ziyaretgâhı, Şah Heyas makberesi diğer önemli ziyaretgâhlardır 110. Bunlar arasında Baba Yadigâr ın mezarı her yıl binlerce Aleviyi misafir eden adak ve merasim yeridir. Fotograf 7. Baba Yadigar da verilen nezirlerden biri Baba Yadigâr ibadetgâhında kalan dervişler arasında önceleri cinsiyet ayrımı yapılmaz, arifler kadınlı erkekli çile çekerken bu gün sadece erkek- 108 Tarih-i Handanhay-i Hakikat, s Kıyam ve Nehzethay-i Aleviyan-i Zagros, s.79, 110 Tarih-i Tasavvuf der Kordistan, s.16.

25 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR lerin riyazette bulunduğu bir mekân haline gelmiştir. Bu ibadetgaha kendini adayan Ehl-i Hak kadınları evlenmez, tüm zamanlarını dergâhın hizmetinde geçirirlerdi. Burada seyr-i sülüklerini tamalar, dua/kelam/nezir/niyaz verecek olgunluğa erişirlerdi. Sultan Sahhak zamanından İran inkılabına kadar bu dergâhta riyazet çekmiş, İran İnkılabından sonra buraya gelemez olmuşlardır. Bu hanımların isimleri bilinmezdi. Dergâhta kalan son kadınların yaşları ilerlemiş, vefat etmişlerdir. Bu kadınlar Ateşbeyleri arasında az da olsa mevcuttur. Riyazet çeken Ehl-i Hak kadınları ile ilgili eldeki tek bilgi İran İslam inkılâbından önce Baba Yadigâr dergâhına yapılan bir gezidir. Cevanan adlı aktüel gazetede yayınlanan bu gezi Sebuktegin Salur tarafından kleme alınmıştır. Yazının tamamı burada tercüme edilmiştir 111. Aryan ırkından gelen Kürtlerin arasına gidiyorduk. Ehl-i Hakların ve Aliullah ların yurduna. Konuştuğumuz herkes bizi fazlası ile korkutmuştu. Ama biz bunlara aldırış etmeden yolumuza devam etmiştik. Sabah Kirmanşah tan hareket ederek Pol-i Zihab dan Yezgird kalesine ulaşmıştık. Bölgeye girmek üzereyken tepelerde uçan bir şahin birden peydalanıvermişti. Halkın inanışına göre bu şahini bizim için yol göstersin diye Baba Yadigâr göndermişti. Artık yaya olarak yol almaktaydık. Oldukça büyük bir kale vardı ve biz bu kalenin surları boyunca ilerliyorduk. Baba Yadigâr ın ziyaretgâhını da içine alan bu surları geçerek ziyaretgâha ulaştık. Baba Yadigâr ziyareti dönüşü Davut makberesine uğrayan kadınları gördük. Çobanların Ali Ali diyerek yüksek sesle koyunlarına ilahi okuduklarına şahit olduk. Bu mıntıkaya Hovle Han deniliyordu. Her yıl Baba Yadigârı ziyarete en az iki bin kişi gelirdi. 179 GÜZ / AUTUMN Fotograf 8. Ehl-i Hak Kürt kadını 112 Fotograf 9. Bu kürt kadın, Baba Yadigârın ziyaretgâhına gidiyordu. Nezir 111 Sebuktegin Salur tarafından yapılan bu roportaj Cevanan dergisi yıl 5 sayı 10 da bulunmaktadır. 112 Bölge kürt kadın kıyafet ve tiplemeleri için bknz. Zen-i İrani der Sefernameha, s.93

26 ESRA DOĞAN TURAY 180 GÜZ/ AUTUMN ve konaklama için ihtiyaç duyulan eşyaları götürüyordu. Ziyaretgâha gelmeden önce, alamet olarak konulan yerlere(mikatlara) varmadan gusul abdesti almak şarttı. Hem dış, hem içi temizlik yapılmalıydı. Temizlik dışında Baba Yadigâr hizmetinde olan insanın karı-koca münasebetinden de uzak olması gerekiyordu 113. Baba Yadigâr ziyaretgâhının piri Pir Halife Yar Murad la bir konuşma yaptık. Konuşmada dikkat çeken bir nokta 114 merasim sırasında ayakları yere vurarak yapılan ayinin aslında çok eskilerden İslam öncesi Zerdüştlerin ibadet merasimlerinden kalan bir adet olduğu ile ilgiliydi. Burada çıkan su, mukaddes sayılıyordu. Ehl-i Hak inancında su İsrafil i, toprak Cebrail i, ateş Azrail i hava da Mikail i temsil ediyordu. Baba Yadigâr daki bu mukaddes çesmenin adı Keslan suyu idi. Keslan adı aslında Baba Yadigâr ın öldürülmesi olayında bu suya verilmişti. Çeşmeye aslında Gatilan adı verilmiş zamanla Gaslan ve Keslan a dönüşmüştü. Bu çeşme suyunun yüz yıl şişede kalsa da bozulmayacağına inanılıyordu. Halife Yar Murad ın anlattıklarına göre Sultan Sahhak Osmanlı devleti sınırları içinde kalan Süleymaniye şehrinin Halepçe kasabasında kırk yaşında iken Mevla Ali nin(hz.ali) zuhurunda var olmuştu. Mevla Ali ne zaman zuhur etse, Fatıma soyundan gelen birini seçerdi. Hüseyin Bey Celde nin kızı Dayrek, Hz.Fatıma soyundan geliyordu. Şeyh İsa yı Dayrek Hatun ile evlendirmişlerdi. Rivayete göre Dayrek Hatun hamile kalıp doğum zamanı yaklaştığında çeşme başında bir kuşun havalanıp uçtuğunu görmüştü. Oracıkta ayağı taşa takılıp düşmüş, kalkınca bir çocuğun yerde oturduğunu görmüştü. Gördüğü anda da bütün hamilelik izlerinin kendisinden silindiğini anlamıştı. Çocuğu alıp Şeyh İsa ya götürdüğünde Şeyh İsa büyük bir bilgelikle kendisi ile evlenme sebebinin işte bu çocuk olduğunu, ömür boyunca bu günün gelmesini beklediğini söyler. Hatun Dayrek in burada çocuğuna okuduğu ninni bu gün Ehl-i Haklar arasında hala okunmaktadır. Sultan Sahhak büyümüş, Ehl-i Hakların piri olmuş etrafında birçok insanı toplamıştı. Osmanlı hâkimleri tarafından halkı kendi etrafına çekeceği ve isyan çıkaracağı korkusu ile yakın takibe alınmış, o da bundan bunalıp İran a sığınmıştı. Bazı rivayetlerde ise Emir Timur un daveti ile İran a geldiği söylenir 115. Ziyaretgâhta riyazet çeken hâlihazırda birkaç derviş vardı. Bunlar arasında kendini otuz yıldır buraya adayan Muhammed Derviş adlı bir tailple karşılaştık. Bu dervişin hikâyesi oldukça ilginçti. Oğlunun katilini bağışlamış, bununla kalmayarak kızını ve bütün malı mülkünüde bu katile vermişti. Her şeyden el ayak çekerek buraya sığınmıştı. 113 A.g.e s Bu konuşma Ehl-i Hakların İslam İnklabı öncesinde düşüncelerini apaçık bir şekilde ifade ettiklerini göstermesi açısından oldukça önemlidir. İnancın esaslarını anlatmış ve bu dergide de basılmıştır. Zerduşt ün Baba Yadigâr da hulul ettiğini onda cisminin peyda olduğunu, Sultan Sahhak ın Hazreti Ali nin kendisi olduğunu ve 700 yıl önce geldiğini ve Ehl-i Hakların dini inanc esaslarını düzenlediğini anlatır. Bu gün Ehl-i Hak pir ve mürşidlerinin en önemli ibadet sayılan kırk günlük riyazetlerinin olduğunu ama asıl olanın insanın ömür boyu bu riyazetini devam ettirmesi gerektiğini söyler. s A.g.e s.24

27 İRAN ALEVİLERİ ve EHL-İ HAKLAR DA KADIN KIRMANŞAH BABA YADİGAR DA RIYAZETTE BULUNAN KADINLAR Fotograf 10. Muhammed Derviş ve Seyyid Feramerz Derviş Bir diğer derviş yirmi yıldır buradan ayrılmayan Seyyid Feramerz idi. Derviş Berat bunların üçüncüsüydü. Bu dervişler burada sadece şekerli su içerek, dağ meyveleri yiyerek yaşamlarını sürdürmekteydiler. Hiç bir şekilde hayvani bir gıda almıyorlardı. Burada kalan üç kadın derviş daha vardı. Derviş Hurşit, Derviş İsmet ve Derviş Gadem Tenha 116. Fotograf 11. Derviş Hurşit Başlangıçta buraya üçyüz kişi gelmiş, çile çekmek üzere söz vermiş ahd etmişlerdi. Ama bu zor ibadete çoğu dayanamamış, her ay içlerinden bir ikisi eksilmiş, sonunda bu altı kişi kalmıştı. Halife Yar Murad ve altı kişi kış ayları boyunca burada kalıyor, çile çekmeye devam ediyorlardı. Hz.Ali zikri ile meşgul oluyor, onu yanlarında hissediyor, kelam ve şiir okuyor, kendilerini burada Allah a yakın hissediyorlardı. Hazreti Ali nin yanlarına gelip onlara kuvvet verdiğinin söylüyorlardı. Hz.Ali onların yüreklerini ısıtıyordu. Bu dervişlerin tek isteği Hz.Ali nin sevgisine mazhar olabilmekti. 181 GÜZ / AUTUMN Fotograf 12. Derviş İsmet ve Derviş Gadem Tenha 116 GademTenha yanlız gezen demektir.

28 ESRA DOĞAN TURAY Fotograf 13. İran İslam İnkılabından sonra 2005 yılında bu ülkede yüksek lisansımı yaptığım dönemlerde Baba Yadigâr ziyaretgâhına gitmiştim. Dergâh kapalı idi. Dergâhın aşağısındaki köyde yaşayan, gelenlere dergâhın kapısını açan bir bekçi ve birkaç evden başka hiç kimse burada bulunmuyordu. Resimdeki bu yaşlı hanım Baba Yadigâr da çekmiş olduğum Ehl-i Hak kadınlarından biridir. 182 GÜZ/ AUTUMN Değerlendirme Bu makalede İslam la birlikte İran da neşet eden Alevilikteki Hz.Fatıma tekaddüsünün, Zerdüştilikteki Tanrı nın müennes oluşu ile yoğrulmuş ve şekil almış bir mefhum olduğu görülür. Hz. Fatıma İran Aleviliğinde kadının simgesi haline gelmiştir. Ebedi ve ezeli bir nur kaynağı sayılan Fatıma soyuna olan bağlılık İmamlar vasıtası ile idame ettirilmiş, tüm Alevi topluluklarında posta oturan pirin bu soydan olması gerektiğine inanılmıştır. Alevi kadınlarının Emevi-Abbasi siyasi mücadelerinden kaynaklanan bir takım sebeplerle Safevi öncesi sır dönemlerinde faaliyet alanları kısıtlanmış, pasifleştirilmiş, Safevi sonrası dönemlerdeyse daha aktif rollerde yer almışlardır. Anadolu Aleviliği ile İran Aleviliğinde kadın mefhumu pratikte olmasa da teoride hemen hemen aynı kabule, renge ve öneme sahiptir. Günümüzde her iki toplumda da kırklar ceminde ferraş/süpürgeci görevi üslenerek, nezir kurban işlerini yürütmektedir. Ehl-i Hak inancında Alin in tecelli ettiğine inanılan yedi zatın/heftevan ın anneleri Mama Celale, Hatun Dayrek, Hatun Zerbanu, Perihan Sert, Dusti Hanım gibi şahsiyetler hakkında mahdut bilgiye sahib olsak da bu mukaddes kadınların dilden dile hatıraları yaşatılmaktadır. Bunların kelam/söz/değişleri bu gün bile tambur eşliğinde Aleviler arasında okunmaktadır. Alevi kadınları artık eskisi gibi ziyaretgâhlarda riyazet çekememektedir. Bu gelenek İran İslam inkılâbından sonra tamamen ortadan kalkmıştır. Informative Abstract Women In Iran s Alawis And Ahl-E Haqq, The Self-Denial Of Kermanshah Baba Yadegar s Women In this article, we focus on the sanctity of Fatima and the origin of this concept in Iran s Alawis. It is understood that the sanctity of Fatima have been influenced by the concept of holy women in Zoroastrianism. Fatima, which

googlefacebook

This Browser is not good enough to show HTML5 canvas. Switch to a better browser (Chrome, Firefox, IE9, Safari etc) to view the contect of this module properly