یارسان

« دين حقيقت و بينش ياري يك تفكر ايلياتي و عشيره‌اي نيست كه براي محاسبات آن راهكاري سنتي بدون دخيل دادن علم و هر آنچه كه در حوزه‌ي نظامنديِ كائنات تعريف دارد در نظر گرفته شود. در واقع هر چقدر كه اشراق و مفاهيم يك تفكر بالاتر باشد، مباحث و گفتمان مربوط به آن نيز تخصصي‌تر و مشكل‌تر مي نماياند. پس ما نمي‌بايست كه مفاهيم را به اندازه‌ي وجود خود پائين بكشيم تا كه به گونه‌اي گردد كه هيچگاه عزم جزم براي بالا كشيدن و سعي براي فهميدن در خود پيدا نكنيم.»

 

 

 

 

نوشته شده توسط nemesis دسته: مطالب
نمایش از 28 تیر 1398 بازدید: 268

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/4_800x390.jpg

…çünkü insan kendi yoluna

saptırılamazcasına düşmemiş,

kendi dürüst görünüşünü trajik gururla yüklenmemişse,

“hakikat” tadını yitirir, yaşam acılaşır.

Nietzsche

Rojhilat’ın Kirmenşah kentine bağlı Sehne bölgesi, benim için İran’da yaşadığım zaman zarfı boyunca herşeyin ötesinde bir şehirdi… Bazen “anlatılmaz yaşanır”misali klişe olan söz gelimlerinin de ötesinde, evet..Her şeyin en “öz” olanını iliklerime kadar yaşadığım topraklardı…

Senendec’den ( Sine ) Kirmenşah ’a otobüs ile 10.000 tümen (10 tl / 100000 riyal) karşılığında 2 kişilik bilet ile yola koyulduk ve tahmini 2 saate vardık. Otogarda karşılandıktan sonra , konaklayacağımız yer olan Sehne şehrine doğru yol aldık. Kirmenşah’dan Sehne’ye ise 15.000 tümen (15 tl / 1500000 riyal) karşılığında taksi ile yolculuğumuzu tamamladık. 

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/Ads%C4%B1z.jpg

Senendec (Sine) – Kirmenşah güzergahı

Vardığımızda saat öğlen 2 civarındaydı ve tek bir insan yoktu sokakta. Sıcaklığın normalden fazla oluşundan kaynaklı öğlen 17:00’dan sonra esnaf dükkanını açıyormuş. O nedenle bir eve dinlenmek için götürüldük. Eve doğru giderken sandaletimin bağlanma noktalarının ikisi koptu. Bizi karşılayan arkadaş’ın bilgisi dahilinde eve kadar idare edip, dinlenip akşam esnaf açtıktan sonra halledebilirdik. Eşikten girerken karşımda kınaya bezenmiş saçları ile bir anaya yüz sürdüm.. “Merhaba”ya durduk…

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0554_800x533.jpg

Yaresan Alevilerinden bir anamız

Evdeki 2 kadında Farşça diline hakim konuştuklarından çok fazla diyalog’a duramadık. Ama bakışlarımız, o yaşanmışlıklar, anlatılmak istenenin ötesinde geçiyordu benliğime…Ana hemen yastıkları verdi ve uyumamız için bir sessizlik oluştu salonda…Herkes koca salonda bir yere kıvrıldı, kendisi de kapının eşiğine oturdu ve yolu seyretti…Uyumaya durmuşken gözüm içinde yaşadığı fırtınalara kapıldı…Öylesine iç çekip, yola odaklanmıştı ki…Sanki birini bekliyor gibiydi…Bekliyormuş da gelmiyormuşcasına… Derinliğini yaşadığım bir şeyler vardı, tarifleyemiyordum…Uyuyakalmışım…Gözümü açtığımda Faryad vardı karşımda;

-“Ne gördün?” diye sordu..Anlam veremedim bir an…

-“Rüyamda kopan sandaletimi ayağıma giyinmiştim ve ayağımla birlikte 2 çiviyle sağlı sollu bu eşiğe çakıyorlardı” dedim..

Öylesine anlam verememiş halde yüzüme baktı durdu…Ardından bir şeyler hazırlayıp karnımızı doyurduktan sonra setarla birlikte hasbihal edip yola koyulmak adına evdekilerden müsaade istedik…Eşikten adımımı attım, ayakkabımı elime aldım ki, birde ne göreyim ayakkabım 2 tane çiviyle tamir edilmiş…Direk Faryad’a döndüm “ayakkabımı kim onardı?” dedim. Bizimle içeride dinlendiğinden “haberim yok” dedi…Ana’ya sordum “bilmiyorum” dedi…Garipti işte anlayamadığım…

Dipnot: Sehne, Yaresan (Ehli Hak)  alevilerinin olduğu bir bölgedir. Doğu Kürdistan’da, Saqız, Bukan, Baneh, Hemedan, Kirmanşah gibi alanlarda yaşayan Yaresan  inancı ile Güney Kürdistan’da, Şengal, Laleş gibi alanlarda ve Kuzey Kürdistan’ın  Beşiri, Kurtalan, Viranşehir gibi bazı alanlarında yaşayan Êzidî inancı, bu inançların ritüelleri, Alevi ritüellerine çok yakındır.

Güney Kürdistan’da, Musul, Kerkük, Hewlêr  gibi alanlarda, Yaresan inancını yaşayanlara  Ehl-i Hak, denilmektedir. Ehl-i Hak olanlara  Kakailer adı da verilmektedir.

M. Reza Hamzeh’ee, Yaresan (Ehl-i Hak) Bir Kürt Cemaati Üzerine Sosyolojik Tarihsel ve Dini Tarihsel Bir İnceleme  (İngilizce’den çeviren, Ergin Öpengin,  Avesta Yayınları, İstanbul 2008) isimli kitabında, Yaresan, (Ehl-i Hak) inancı hakkında  önemli bilgiler vermektedir.

Roşan Lezgin, Toplumsal Kürt Gruplarından Zazalar (Köken, Coğrafya, Dil, Edebiyat) incelemesinde (Roşna/Araştırma, Diyarbakır, 2016), M.Reza Hamzeh’eenin, yukarıda belirtilen kitabından da yararlanarak, şöyle söylemektedir.

“Şu an, Türkiye’de, ‘Alevilik’ olarak bilinen inancın asıl adı Yaresan’dır. ‘Alevi’ adı, Türkler tarafından kullanılmaktadır. Aslında, bu adın, Türklerden Kürtlere geçtiğini düşünüyorum. Türkler, Alevilik, (Türk Aleviliği) üzerine düzinelerle kitap yazmalarına rağmen, hiçbir zaman bu inancın kaynağını gerçek anlamda belirtmezler. Daha doğrusu, Türk Aleviliği’nin kaynağı, ‘Yaresan (Ehl-i Hak), Rêya Heqîyê dinidir. “ (s. 29-30)

M.Reza Hamzeh’ee, Goran şiirlerinin, Türk dillerine çevrilmesinin, bu süreçte önemli bir rolü olduğunu söylüyor.

Yaresan’ın kutsal kitabı “Serencam”dır. Gorani  Kürtçe’siyle yazılmıştır. On birinci yüzyılın  ikinci yarısında ve  12. yüzyılın başında yaşayan  Baba Tahirê Uryan,  Yaresan şairidir. Baba Tahirê Uryan,  şiirlerini, Kürtçe’nin Gorani lehçesiye yazmıştır. Mehmet Bayrak, Suzan Sonzamancı’ya verdiği bir röportajda, (Dersim-Horasan Hattı nere Düşer?, 6.12.2012) Serancam hakkında önemli bilgiler vermektedir.

Selahattin Ali Arik, Ehl-i Hak’ın (Kakailik) özgün adının, Yaresan olduğunu, Kürd Aleviliğinin özgün adının da Rêya Heqîyê olduğunu vurgulamaktadır. Êzidî inancı ile, Yaresan inancı arasındaki ilişkilere dikkat çekmektedir (Selahattin Ali Arik, Aryan İnançlar, ve Rêya/ Raa Heqîyê, Mitra Zirvan, Zerdüşt Mani, Mazda, Êzdaiyatî ve Kürd Aleviliği, İBV Yayınları, Nisan 2015, s. 72-90)

Yaresan Aleviliği ile ilgili Kejê Bêmal ve Felekeddin Kakaî’nin bir röportajı aşağıdaki linkte bulunmaktadır;

https://kulseyyid.wordpress.com/kardeslik-dini-kakailik-yarsan-aleviligi/

Nerde kalmıştık? Evet, dışarı çıkıp Sehne şehrini gözlemleme sırası gelmişti. İlk olarak Faryad bizi sokak aralarından dolanarak 7’den 70’e setar isimli çalgıyı öğreten bir gönül insanının eğitim verdiği haneye götürdü.

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0607_800x533.jpg

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/20170724_174438_800x450.jpg

Duvarlar komple Seyid Halil Ali Nijad’ın geçmişinden izlerle kaplıydı..Cem, pir, rayber, talip, ateş, su , toprak, kakailik, ehli haq daha niceleri bu coğrafyada yaşıyor, asimilasyona zerre uğramadan…Öylesine yalın ve şeffaf ki, her hücrende o yoğunlukla evriliyorsun ve doğumun gün ve gün gerçekleşiyor… Darban’a doğru yol almışken dergah’a uğramak adına tırmanmaya başladık dağ yolunu…Yüreğim öyle tuhaf bir hissiyatla yoğunlaşarak atmaya başladı ki..Aklıma David Breton’un sözü olan “yürüyüş sadece yaşanan anı hissettiren bir iç zenginliğe ulaşma yoluyla geçici kendini bırakmadır”geliyor…O an’da bırakıyorum kendimi… Onca yolu çıplak ayaklarımla adımlıyorum…Ne ayağıma batan otlar ne de çakılların değmeleri “acı eşiğini” hissettiriyor..Sadece yola ruhunu bırakmış insanların izlerine değiyorum…Sonrası bir tutam gün batımına, dağların eşiğinde klamlarla eşlik edişlerimiz… Dağın eteğinde bir dergah olan Tahtemur’u ziyarete gittiğimizde sadece kapısındaki sürgü’den içeri bakma şansımız oluyor…Belli saatlerden sonra kapanıyormuş, şehre uzak bir darband’de olduğundan kaynaklı…Baktığımda zeminin 2 kat altına doğru merdivenleri olan ve kabrininde aşağıda bulunduğu bir alan görüyorum…Dağ başında kendimle kalıp, biraz niyaz eyledikten sonra teberik alıp dağ yolunu tutuyorum inceden…

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0657_800x533.jpg

Tahtemur Dergahı

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/2_800x607.jpg

Tahtemur Dergahı 2

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/4_800x390.jpg

Tehtemur Dergahı yolundan

Onca yolu adımlayıp şehre dönerken kalacak yer konusunda hemfikir olduğumuz Şah Heyas Dergahına doğru gitmeye karar verdik. Taksi çevirdikten sonra gecenin karanlığında bir dağ yolunu tuttuk…Zifiri karanlıktı her yer..Bir anda ışık görüldü…Dergah’ın avlusu insan kaynıyordu…Selam verdikten sonra içeri eşyalarımızı bırakıp dem tutmaya koyulduk…Bu gece Baba Sultan’ın gölgesi altında uykuya duracak olmanın hazzı çok başkaydı…Sanki yıllardır burada yaşıyormuşum hissiyatı ağır basıyordu…

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0761_800x533.jpg

Şah Heyas Dergahında misafir olduğumuz yer

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0779_800x533.jpg

Geceye eşliğimiz

Ve gün kendini doğurmuştu..Öylesine huzurla uyanmıştım ki..Kalkıp yüzüme suyu vurup dergah’ın içini ziyarete geçtim…Her adımda yeşile durdu gözlerim…

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0743_800x533.jpg

Şah Heyas Dergahı

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0756_800x533.jpg

Şah Heyas Dergahı 2

Devasa çınarların eşiğinde olan dergah’ın bahçesinde setar eşliğinde türküler seslendirdik..Zamanın her bir zerresi dolu dolu işliyordu..Ardıma dönüp baktığımda aklımda şunu da yapsaydım dediğim hiçbir an belirmiyordu…

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0801_800x533.jpg

“Hüseynik” türküsünü İran coğrafyasına seslenirken..

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0833_533x800.jpg

Dergah’ın hizmetinden sorumlu

Ve dergahtan ayrılıp tekrar şehre doğru gitmeye koyulduk…Kahvenin tonları ve sarıya çalan her bir renk nasılda ahenkle işliyordu yüreğe… Otostopla merkeze vardık…

Dipnot: İran’da çok fazla kadın sürücü mevcut. Ve hemen hemen çoğu araç duruyor yolda. İnerken ücret talep edenler, etmeyenlere göre fazlalıkta . O nedenle otostop kültürü pek de fazla işlemiyor

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0836_800x533.jpg

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0848_800x533.jpghttp://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0855_800x533.jpg

Gün içinde o denli sıcaktı ki, zorlanıyorduk…Serinlemek adına Darband’a doğru yol aldık.. Tabi bölgede fazla dikkat çektiğimizden, rahat olamayışımızda bizi etkiliyordu…İnsanları gözlemliyor, bölgeyle ilgili kültürlerine dair bilgi ediniyorduk..Gün içerisinde darband’a kıyafetleriyle giren insanlara denk düştük…Günün çoğu kısmını burada piknik yaparak geçiriyorlardı..

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0911_800x533.jpghttp://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0917_800x533.jpg

Yaresan aleviliği hakkında yeteri kadar bilgi donanımına sahip olup, dergahlarında da yaşayarak ziyaret ettikten sonra bu gece ayrılmaya karar kıldık…Ve biraz ormanda uzanıp dinlendikten sonra merkeze doğru dağ yolundan süzüldük…Yol bizi bir ormana çıkarıyor diye iç geçirirken Seyid Halil’in kabrine vardığımızı gördüm..Öylesine çamların içine yer edinmiş bir mekandı ki…

Yaresan alevilerinin yoğunlukta olduğu ve büyüleyici doğası olan bu bölge de dergahları bir bir gezip, kakailere ses olmak, onca paylaşımda bulunmak ruhuma öylesine iyi geliyordu…Sabah’ın erken saatlerinde kalkıp setarı’ı, kopuzu alıp bir ağacın dibinde meşk eyler sonrasında dağları gezer, patikaları arşılayıp  Seyid Halil’in kabrine gider kapısında saatlerce ağıt yakardık…Öylesine değerdi ki bu bölgedeki insanlar için.. Ağıtlar dillerde külleniyordu adeta…

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/20170725_130749_800x450.jpghttp://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/5_800x450.jpg

Dipnot: Yaresan inancının öncülerinden ve setar isimli enstürmanı çalan ünlü müzisyenlerinden olan Seyid Halil Ali Nijad, Sehne’de dünyaya gelmiştir. Babası Seyid Şamurad Ali Nijad’dan tambur çalmayı öğrenen Seyid Halil,  Yaresanların önemli bir ismi haline almıştır. 2001 yılında İsveç’in Göteborg kentinde kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından bıçaklanarak öldürülmüş evi ve aynı zamanda müzik okulu olan içerisinde bulunduğu mesken ateşe verilmiştir. Ayrıca Yaresan (Ehli Hak) inancına mensup yüzlerce kişi, 18.11.2017 tarihinde doğu Kürdistan’ın (İran Kürdistanı) Sehne kentinde bir araya gelerek 16. ölüm yıldönümünde Seyid Halil Ali Nijad’ı anmıştır.

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/1.jpghttp://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/2.jpghttp://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/3.jpghttp://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/4.jpg

Ve yol ayrımına doğru gelmiştik…Seyid Halil’in kabrinden ayrıldıktan sonra mezarlıkları ziyarete doğru geçip, Hakk’a yürüyenler için ağıtlar yakacaktık… Bu bölgedeki tüm mezar taşları siyahtı…Her birinin üstü topraksız, betonla kaplıydı…Çoğunda da baş mezar taşı yoktu…Herkes siyaha soyunmuştu…Simsiyah…

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC0968_800x533.jpg

Gitmeliydi artık ezgileri saldıktan sonra coğrafyaya, devri daim olmalıydı yaşadıklarımızın…Yarım bırakmalıydı ki tamamlamak adına tekrar yol alınsın…Şimdi Tahran’a geçme vakti gelmişti…Otobüs’e binmek adına yazıhaneye doğru geçerken bir dedeyle karşılaştık…Bu bölgede kimse sakal ve bıyık kesmezdi biliyorduk, pir olduğunu düşünüp hemen yanına yaklaştık…Öylesine içtenlikle iki elini de uzatıp elimi avuç içlerine alıp ” Ya Ali” dedi…Sonra sarıldık ve omzumu öptü… Ah ile dedim…Böylesine içtenlikle bir selamlama hali, yüreğimi ısıttı…Ve sonradan öğrendik ki, Sehne şehrinde herkes “Ya Ali” diye merhabaya duruyormuş…Nasıl güzeller nasıl..

http://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC1037_800x533.jpghttp://nemesisindusu.com/wp-content/uploads/2017/12/DSC1033_800x533-e1514417180920.jpg

Bunca değere dokunmak, anlatılanları birebir gözlemlemek ve yaşama olgusu çok başkaydı…

Bir çift göz gezdirdim yolculuğum boyunca lakin burada üçüncü göz’e degen batın olan, sırra karışan nice güzellik gördüm..

Hakk ile…

 

googlefacebook

This Browser is not good enough to show HTML5 canvas. Switch to a better browser (Chrome, Firefox, IE9, Safari etc) to view the contect of this module properly